Eurobond piyasalarında fiyatlamayı belirleyen ana tema, bir yandan aynı haftaya yığılan ABD verileri ve Fed beklentileri, diğer yandan ise Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden küresel varlık fiyatlamasına doğrudan yansıması oldu. Haftanın ilk bölümünde küresel hisse piyasaları daha dirençli bir görünüm sergilerken dolar genel olarak zayıf kaldı ve bu ortam eurobondlar için daha yapıcı bir zemin yarattı. Ancak hafta ilerledikçe veri akışı, ABD tahvil piyasasındaki oynaklık ve İran-Hürmüz hattındaki haber akışı nedeniyle fiyatlamalar daha kırılgan hale geldi. Bu da eurobond piyasasında başlangıçta destekleyici olan ortamın, hafta sonuna doğru daha seçici ve daha temkinli bir tona evrilmesine neden oldu.
ABD tarafında anlatının merkezinde Fed beklentileri vardı. Önce beklenenden yumuşak gelen tüketim ve perakende satış sinyalleri, ABD tüketicisinin gücüne ilişkin soru işaretlerini artırınca ABD Hazine tahvilleri tarafında özellikle uzun vadeli tahvillerde güçlü alım görüldü ve getiriler geri çekildi. ABD getirilerinin düştüğü bu tür günler eurobondlar açısından genellikle destekleyicidir; çünkü kredi spreadleri aynı kalsa bile düşen Hazine getirileri fiyatlamayı yukarı çeker. Ancak bu iyimserlik kalıcı olmadı. Ardından gelen daha güçlü istihdam verisi, özellikle kısa vadeli ABD tahvillerinde satış baskısı yarattı ve kısa vadeli getiriler daha fazla yükseldi. Uzun vadeli getiriler daha sınırlı hareket ederken kısa vadenin daha fazla baskı altında kalması, getiri eğrisinin yataylaşmasına neden oldu. Bu tablo, piyasanın Fed’in yakın vadede hızlı bir gevşeme döngüsüne girmeyeceğini yeniden fiyatladığını gösterdi.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!





















