
Küresel piyasalarda güçlü bir toparlanma hareketi öne çıkarken, fiyatlamaların merkezinde bu kez jeopolitik risklerin azalabileceğine yönelik beklentiler yer aldı. ABD ile İran arasında yeniden başlayabilecek görüşmelere dair artan iyimserlik ve buna paralel olarak petrol fiyatlarında görülen sert geri çekilme, riskli varlıklarda güçlü alımları beraberinde getirdi. Özellikle önceki günlerde savaş kaynaklı satışların ardından gelen bu toparlanma, piyasanın ne kadar “headline-driven” kaldığını ve fiyatlamaların kısa vadede tamamen haber akışına bağlı şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu.
ABD hisse senedi piyasalarında alımlar geniş tabanlı ve güçlüydü. Dow Jones %0,66 yükselerek 48.535 seviyesine, S&P 500 %1,18 artışla 6.967 seviyesine, Nasdaq ise %1,96 primle 23.639 seviyesine çıktı. Nasdaq’taki daha güçlü performans, risk iştahının özellikle büyüme ve teknoloji hisseleri üzerinden geri döndüğünü gösteriyor. Nitekim S&P 500 sektör dağılımında teknoloji %1,66, iletişim hizmetleri %3,18 ve tüketiciye duyarlı sektörler %2,54 ile en güçlü katkıyı sağladı. Bu tablo, piyasanın yeniden “growth trade”e yöneldiğini açıkça ortaya koyuyor. Buna karşılık enerji sektörü %2’nin üzerinde düşüşle negatif ayrıştı. Petrol fiyatlarındaki sert geri çekilmenin doğrudan enerji hisselerine yansıdığı görülüyor. VIX endeksinin %4 düşerek 18,35 seviyesine gerilemesi de volatilitenin yeniden kontrol altına alındığını ve piyasanın kısa vadede rahatladığını gösteriyor.
Avrupa tarafında da benzer şekilde güçlü bir görünüm vardı. DAX %1,27, CAC 40 %1,12 ve IBEX %1,46 yükselirken FTSE 100 daha sınırlı olmakla birlikte pozitif kapandı. Avrupa’da özellikle sanayi, finansallar ve teknoloji hisseleri öne çıkarken, önceki günlerde baskı altında kalan sektörlerde belirgin bir toparlanma izlendi. Bu da Avrupa piyasalarının enerji fiyatlarına olan duyarlılığı nedeniyle önce sert satış, ardından hızlı tepki alımı verdiğini gösteriyor. İngiltere tarafında ise enerji hisselerindeki zayıflık endeksin performansını sınırladı.
Asya piyasaları da küresel toparlanmaya eşlik etti. Nikkei %2,43, Shanghai %0,95 yükselerek risk iştahındaki artışı teyit etti. Bu, önceki günlerde görülen ayrışmanın tersine döndüğünü ve küresel bazda daha senkronize bir “risk-on” hareketinin oluştuğunu gösteriyor.
Şirket haberleri tarafında ise güçlü bilanço akışı ve artan volatilitenin yarattığı işlem hacmi öne çıkıyor. Citigroup ve JPMorgan’ın trading gelirlerinde rekor seviyelere ulaşması, piyasalardaki oynaklığın bankalar için önemli bir gelir kaynağı olduğunu gösterdi. BlackRock’un ilk çeyrekte 130 milyar dolarlık net giriş sağlaması ise volatiliteye rağmen yatırımcıların piyasadan tamamen çıkmadığını, aksine fırsatları değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Wells Fargo’nun private credit tarafındaki 36 milyar dolarlık exposure’ını açıklaması, bu segmentte risklerin yakından izlendiğini gösterirken, Blue Owl’un yeniden borçlanma piyasasına erişebilmesi likidite koşullarının tamamen bozulmadığına işaret ediyor.
Reel sektör tarafında United Airlines ile American Airlines arasında olası birleşme görüşmeleri havacılık sektöründe konsolidasyon beklentilerini artırırken, Lucid’in yeni CEO ataması ve 750 milyon dolarlık yatırım alması şirketin operasyonel toparlanma çabasını destekliyor. Johnson & Johnson’ın beklentilerin üzerinde gelen sonuçları ve yukarı yönlü revizyonu ise sağlık sektöründe dayanıklılığın sürdüğünü gösteriyor. Enerji tarafında BP’nin trading performansının güçlü olması, petrol fiyatlarındaki oynaklığın şirketlere fırsat yarattığını ortaya koyuyor.

Döviz piyasasında dolar zayıflamaya devam etti. Dolar endeksi %0,27 düşüşle 97,90 seviyesine gerilerken, EUR/USD 1,1829’a, GBP/USD ise 1,3566’e yükseldi. Doların yedi gün üst üste değer kaybetmesi, piyasanın güvenli liman talebinden kademeli olarak çıktığını ve riskli varlıklara yöneldiğini gösteriyor. Yen tarafında da değer kazanımı görülmesi, risk iştahının artmasına rağmen faiz dinamiklerinin ve pozisyon kapanışlarının etkili olduğunu düşündürüyor.
Emtia piyasasında günün en belirleyici hareketi petrolde yaşandı. WTI kontratı %7,01 düşüşle 92,13 seviyesine gerileyerek son dönemin en sert geri çekilmelerinden birini gerçekleştirdi. Bu düşüş, piyasanın enerji arzına yönelik en kötü senaryoyu bir miktar geri aldığını ve diplomatik çözüm ihtimalini fiyatlamaya başladığını gösteriyor. Petrol fiyatlarındaki bu geri çekilme, hisse senedi piyasalarındaki yükselişin de en önemli tetikleyicisi oldu. Çünkü daha düşük petrol, daha düşük enflasyon baskısı ve daha güçlü büyüme beklentisi anlamına geliyor.
Buna karşılık değerli metallerde yükselişin devam etmesi dikkat çekici. Altın %2,13, gümüş %5,38 yükseldi. Bu durum, piyasanın risk iştahı toparlansa bile jeopolitik belirsizliği tamamen fiyatlamaktan çıkmadığını ve portföylerde koruma talebinin sürdüğünü gösteriyor. Bakırın %1,60 yükselmesi ise büyüme beklentilerinin yeniden toparlandığına işaret eden önemli bir sinyal.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasasında güçlü alımlar görüldü. ABD 2 yıllık tahvil getirisi 3,1 baz puan düşerek %3,74’e, 10 yıllık getiri 4,5 baz puan gerileyerek %4,25’e indi. Eğri boyunca getirilerin düşmesi, risk iştahındaki toparlanmaya rağmen enflasyon ve büyüme belirsizliklerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Aynı zamanda bu hareket, petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyon beklentilerini aşağı çekmesiyle de uyumlu.
Gelişmekte olan ülke risk primlerinde ise belirgin bir iyileşme var. Türkiye CDS’i 9 baz puan düşüşle 230’a gerilerken, Brezilya ve Güney Afrika CDS’lerinde de düşüş görüldü. Bu tablo, küresel risk iştahındaki toparlanmanın EM varlıklara da yansıdığını ve önceki günlerdeki stresin kısmen geri alındığını gösteriyor.




















