14–18 Eylül haftasında global tahvil piyasalarının gündeminde Fed kararı, yüksek seyreden ABD tahvil getirileri ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik öne çıktı. Geçtiğimiz haftaki güçlü istihdam ve enflasyon verilerinin ardından haftaya yüksek seviyelerden başlayan ABD tahvil getirileri, Fed öncesinde yükselişini sürdürdü. ABD 10 yıllık tahvil faizi %5 seviyesini aşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyelerini test ederken, 30 yıllık tahvil faizi de %5,35 seviyesinin üzerine çıktı. Bu dönemde yüksek petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini canlı tutması ve ABD’nin artan borçlanma ihtiyacına ilişkin endişeler, uzun vadeli tahvillerdeki satış baskısını destekleyen unsurlar oldu. 16 Eylül’deki Fed toplantısında politika faizi beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırılarak %3,75–4,00 aralığına yükseltildi. Kararın kendisi büyük ölçüde fiyatlanmış olduğundan, piyasada asıl hareket Fed’in yılın geri kalanına ilişkin mesajlarıyla şekillendi. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın açıklamalarının daha şahin algılanması ve yılın geri kalanında en az bir ek faiz artırımına açık kapı bırakılması doların güçlenmesine neden olurken, tahvil piyasasında da faizlerin yüksek kalacağı beklentisini destekledi. Bununla birlikte 17 Eylül’de petrol fiyatlarındaki geri çekilmenin etkisiyle Fed sonrası ABD tahvillerine alım geldi ve 10 yıllık tahvil faizi %4,93 seviyesine kadar geriledi. Ancak bu hareket kalıcı olmadı ve 18 Eylül’de getiriler yeniden yükselerek ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 5 baz puan artışla %4,97 seviyesine geldi. Petrol fiyatları hafta boyunca tahvil piyasası açısından önemli bir değişken olmaya devam etti. Brent petrol, Orta Doğu’daki jeopolitik riskler ve arz endişeleriyle hafta içerisinde 108 dolar seviyesinin üzerine çıkarken, haftanın ikinci yarısında Suudi Arabistan’ın Asya’ya ek petrol sevkiyatı sağlaması ve arz endişelerinin bir miktar azalmasıyla yaklaşık 104 dolar seviyesine geriledi. Buna rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki düşük trafik ve bölgedeki çatışmaların devam etmesi nedeniyle petrol kaynaklı enflasyon riskinin tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. Petrol fiyatlarındaki bu hareket, özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler açısından enflasyon ve cari denge risklerini gündemde tutmaya devam ediyor. Avrupa tahvil piyasaları da global faiz hareketinden etkilenirken, Almanya 10 yıllık tahvil faizi %3,50’nin üzerinde kalmaya devam etti ve hafta başında %3,53 civarında 15 yılın en yüksek seviyelerini test etti. Yüksek enerji fiyatlarının Avrupa enflasyonu üzerindeki olası etkisi, ECB’nin para politikasında hızlı bir gevşemeye gitme alanını sınırlarken, ABD uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş bölge tahvilleri üzerinde de baskı oluşturdu. Benzer şekilde gelişmekte olan ülke eurotahvillerinde özellikle uzun vadeli ve yüksek duration’lı kıymetler zayıf performans gösterirken, kredi spreadlerindeki hareketin ABD faizlerindeki yükselişe kıyasla daha sınırlı kalması satışların ağırlıklı olarak global faiz kaynaklı olduğunu gösterdi. Türkiye tarafında ise eurotahviller global harekete paralel olarak hafta boyunca baskı altında kalırken, lokal risk priminde daha sınırlı bir hareket görüldü. Türkiye 5 yıllık CDS’i haftaya 225 baz puan seviyesinden başladıktan sonra hafta ortasında 237 baz puana kadar yükseldi ve haftanın son işlem gününde gelen sınırlı alımlarla 232 baz puan seviyesine 18 Eylül haftanın son gününde işlem görüyor. 10 yıllık lokal tahvil faizi de benzer bir seyir izleyerek %7,46’dan başladığı haftada %7,68 seviyesine kadar yükseldikten sonra 18 Eylül de , %7,58 seviyesinde yatay bir görünüm sergiliyor. Bu hareket, Türkiye risk priminde hafta içerisinde oynaklık görülmesine rağmen lokal piyasanın global faiz dinamiklerinden etkilenmeye devam ettiğini gösteriyor. Haftanın sonunda genel görünüm, Fed kararının ardından oluşan kısa süreli rahatlamaya rağmen global tahvil piyasasında kalıcı bir toparlanma yaşanmadığı yönünde. ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yeniden %5’e yaklaşması, Fed’in ilave faiz artışlarına açık kapı bırakması ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerini koruması, eurotahvil piyasasında özellikle uzun vadeli kıymetler açısından faiz riskinin önemini koruduğuna işaret ediyor.
PDF linkine ulaşmak için tıklayınız.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!
















