Mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1-haftalık repo (politika) faizini %37,0 düzeyinde sabit tuttu. Savaşın başlangıcından bu yana TCMB’nin temel fonlama kanalı haline getirilen gecelik borç verme faizi de %40 düzeyinde sabit tutuldu. Piyasa ve İş Yatırım beklentileri ile uyumlu gelişmeler.
2025 Mart ayı iç siyaset şoku sonrasındaki ilk planlı PPK toplantısında TCMB yönetimi haftalık repoyu efektif fonlama oranına yükselterek sıkılaşmayı kalıcı hale getirmişti. 2025 Mart şoku (i) büyümenin görece daha güçlü, (ii) enflasyonun daha yüksek olduğu bir dönemde (iii) Türkiye’ye özgü bir gelişme idi. 2026 savaş şoku sonrası ilk toplantıda ise TCMB faiz artışını kalıcı hale getirmemeyi seçiyor.
Büyüme üzerindeki aşağı yönlü risklerin bu tutum farklılığını önemli ölçüde açıkladığını düşünüyoruz. Akaryakıt dışı harcamalar üzerindeki baskı azalırken Körfez bölgesine ihracat da muhtemelen zayıflayacak. Savaşın süresine ve şiddetine yönelik belirsizlik nedeniyle TCMB’nin beklemeyi tercih etmesini mantıklı buluyoruz.
TCMB basın duyurusunun ekonomik gelişmelerle ilgili paragrafında jeopolitik gelişmelerin etkisi öne çıkarılıyor. Risk iştahında bozulma ve enerji fiyatlarındaki artışın “enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla” PPK toplantısı beklenmeden para politikasının sıkılaştırıldığı ve “eşgüdüm dahilinde mali tedbirler” alındığını vurgulanıyor. Jeopolitik gelişmelerin enerji maliyet kanalı ile enflasyonu yukarı çekmesine karşı iktisadi faaliyetin yavaşlaması üzerinden olası ters yönlü etkilerin izlendiği üstü kapalı bir şekilde anlatılıyor.
Para politikası duruşu ile ilgili paragrafta “adımların büyüklüğü” ifadesi “para politikası kararları” olarak değiştirilerek Nisan ayı PPK toplantısında TCMB’nin eli serbest bırakılıyor. Yeni metin jeopolitik gelişmelere bağlı olarak faiz indirimi, pas geçme ve faiz artışı gibi farklı kararların hepsine açık kapı bırakıyor. Ancak enflasyon görünümü ile ilgili cümlede “ara hedeflerden belirgin bir şekilde ayrışması” çıkartılıp yerine “belirgin ve kalıcı bir bozulma olması” ifadesinin eklenmesi ilave parasal sıkılaşma için çıtanın yüksek olduğunu hissettiriyor.
İran savaşının kısa vadede bitmeyeceği ve savaş bitse de enerji fiyatlarındaki jeopolitik risk priminin hemen sönümlenmeyeceği varsayımıyla TCMB’nin Nisan toplantısında da faizlerde bir değişikliğe gitmeyeceğine inanıyoruz. Baz senaryomuzda 100 baz puanlık faiz indirimleri Haziran PPK toplantısında başlıyor.
Savaş sonrası yaptığımız ilk güncellemede 2026 sonu için enflasyon tahminimizi %24,5’ten %25,5’e çekmiştik. Enflasyon tahminimizdeki değişiklik ve Mart PPK kararı sonrası izlenimlerimize dayanarak 2026 sonu için %31,0 olan politika faizi tahminimizi %32,0’ye yükseltiyoruz. Savaşın süresine ve şiddetine, petrol ve doğalgaz fiyatlarının seyrine bağlı olarak enflasyon ve politika faizi tahminlerimizde her iki yönde de risk olabileceğine inanıyoruz.
Yıllık %40 düzeyindeki gecelik faiz aylık %3,33, günlük frekansta bileşiklersek aylık %3,39 seviyesine denk düşüyor. %17,5 stopajı düşersek aylık net faiz basit %2,75, bileşik %2,79. Şubat ayında %2,10 civarındaki aylık enflasyon ana eğilimi ve Mart ayında %1,90 civarında aylık enflasyon beklentimiz ile kıyasladığımızda makul bir net reel getiri olduğunu görüyoruz.
Serhat Gürleyen, Araştırma Direktörü
Dağlar Özkan, Ekonomist




















