Nvidia GTC etkinliği yine oldukça coşkulu ve hareketli geçti. Detaylarına ve hangi şirketler için iyi hangi şirketler için kötü geçtiğine bir bakalım
Öncelikle Jensen Huang’ın sunumundan önceki panel kısmında en büyük hareketlilik OpenClaw kurucusu Peter’ın olduğu kısımda yaşandı, Jensen Huang yanına geldi ve Nvidia ekipleri ile Peter’ın tüm gece çalıştığını belirterek ona özel bir ilgi gösterdi. Sonrasında da sunumunda OpenClaw için özel bir güvenlik tool’unu tanıttı. OpenClaw, yaşadığımız tüm AI gelişmelerinden daha önemli bir gelişme yazılım tarafında, eksik tartışıldığını ve tüm şirketler için nelerin ortadan kalktığının doğru tahlil edildildiğini düşünmüyorum ancak Jensen düşünüyor gibi görünüyor.
Etkinlik sunumuna bu bir teknoloji etkinliği unutmayın diyerek başlayan Jensen, DLSS 5 ürününü tanıtarak başladı. Bu ürün aslında Nvidia’nın yazılım tool’ları sayesinde oyun ve görüntü süreçlerindeki adımların iyileştirilmesi ve netleştirilmesini sağlayan bir ürün, yani yazılım odaklı. Bu ürününü geliştirilerek hardware imkanı kısıtlı olan geliştiriciler için bir destek planlanıyor. Oyun tarafı Nvidia için aslında edge tarafı ile kurulan en eski bağ olduğu için de çok kritik, Jensen’in dediği gibi, tüm developer ekosisteminin Nvidia ile bağını anne ve babaları aldıkları oyun amaçlı bilgisayarlarda kurmaya başladılar.
Gelelim hardware tarafına. Rubin tanıtımı oldukça önemliydi ve ciddi değişimler görüyoruz. Groq anlaşması ile tasarlanan LPU çiplerinin hızlıca sahaya ineceğini ve Feynman’ı beklemeyeceğini görüyoruz, bu yılın 2. Yarısı ile ürün sahaya inecek ve toplam veri merkezlerinin %25’ini oluşturacağını beklediğini söyledi Jensen Huang. Buradaki kritik değişim bence şu tarafta; CXP gibi ara ürünler rafa kalkmış görünüyor. Rubin ile aslında Bluefielf ve Dynamo yardımı ile ek parçalardan oluşan bir CXP hattı kurulacaktı ve buranın inferece sürecindeki decoding sürecine destek olacağı biliniyordu, Groq anlaşması ile yapı biraz değişmiş. Rubin GPU’larını artık prefill süreci için kullanacaklar ve Groq’a decoding’i devrecekler gibi görünüyor, eski planda Rubin’in decoding rolü daha aktifti. Prefill dediğimiz aslında biz bir soru sorduğumuzda ya da bir input verdiğimizde bu input’un anlaşılması ve bağlama sokulması diyebiliriz, bu aşamada bu nedenle KV Cache denen hafıza temelli süreçler aktif çalışır ve sonrasında buradaki veri decoding yani modelin ağırlıkları ile yanıt üretme ve tek tek token üretme sürecine devri ile son bulur. Decoding süreçlerinde, GPT, Gemini, Claude modellerini kullandığımızda model ağırlığı değişmeden gelen soruya modelin kendi hafızasından ve KV Cache den çekilen veri ile cevap verildiği için decoding, düşük gecikme ve yüksek yük görevleri olarak sınırlanıyor. Burada süreç şöyle işleyecek; CPU’ların ve onlara destek olan Bluefield DPU’ların yardımı ile prefill dediğimiz süreçte Rubin aktif kullanılacak, ardından CPU ve Bluefield’ın planı çerçevesinde Dynamo’ların desteği ile buradaki sonuçlar Groq modüllerine iletilecek ve orada decoding süreci gerçekleşecek. Tüm bu süreçte Jensen’in sunumlarından gördüğümüz o ki ana hedef, yüksek yük ve düşük gecikme isteyen, normal çiplerin performansının yetmediği noktalarda eğriyi yukarı itmek. Blackwell ile Rubin sisteminin ana farkının da burada çıkacağına inanıyor Nvidia ve 3 katlık farkın 30 kata kadar çıkabileceğini belirtiyor. Bu açıdan Groq modüllerinin erkenden sahaya inmesi Nvidia’nın ekosistem avantajını sahaya sürmesi için pozitif bir gelişme.
Daha önce Groq modülünü tartışırken Sram tarafından da bahsetmiştik. Burada Nvidia bir custom HBM ve 3 boyutlu hafıza modeline gidiyor gibi görünüyor. Bu sayede SRAM ve HBM günün sonunda beraber paketlenen ürünler olacaklar ve prefill-decoding arasındaki veri aktarımları bu fiziksel yakınlık ile çok daha verimli şekilde yapılacak. HBM’lerin de bu süreçlere uygun olarak hazırlanması elbette hafıza devleri için pozitif ek bir kompleksite geliyor.
Networking tarafında baktığımızda Jensen hem bakır hem de optiklerin aktif kullanılacağını söylese de Feynman ile birlikte scale up yani kasa içerisindeki kısa bağlantılarda da optik kullanımının sahaya ineceğini görüyoruz. Şu anda kasadan kasaya hatta veri merkezinden veri merkezine aktarımlarda genişletilen optik, konuşulduğu ve beklendiği üzere daha aktif rol oynayacak.
HBM hafızası tarafında ise HBM’in de çeşitlenmekte olduğunu görüyoruz. Öncelikle Bluefield’lar için kullanılacak olan LPDDR5 hafızalar daha mobil cihazların hafızalarına benziyorlar, Micron LPDDR’ların kar marjını negatif etkilemediğini belirtmişti, şimdi ise buraya SRAM ve SOCAMM’lar ekleniyor. Sram’i zaten konuşmuştuk ve biraz daha çip paketlemesi için pozitif Intel ve Samsung için olumlu demiştik ancak SOCAMM biraz daha az bilinen bir kavram. SOCAMM aslında yine HBM mantığı ile çalışan ve enerji tasarrufu daha yüksek bir modül. Tamamen HBM bitiyor demek değil, yine bir tamamlayıcı konumunda. Buradaki mesele ise şu, SOCAMM’ın satış fiyatının HBM kadar yüksek olamayabileceği tartışılıyor, bunu göreceğiz ancak hafıza şirketleri için bir sorun şimdilik yok.
Yazılım tarafından kısa bahsedelim. OpenClaw için Crowdstrike gibi devler ile ortak hazırlanmış bir güvenlik tool’u olan NemoClaw çıkarıldı, bu sayede Nvidia OpenClaw için daha önce DGX Spark ile verdiği hardware desteğini genişletiyor ve kurumsal boyutta bir güvenlik yaratıyor. Nemotron modeli ile açık kaynak alanındaki hakimiyetini genişleten Nvidia, bu aşama ile aslında açık kaynak platformların vazgeçilmezi olmaya doğru yol alıyor ve aslında fark edilmeden Anthropic ve Open AI da dahil olmak üzere tüm Saas şirketlerini tehdit edenlere yol veriyor. OpenClaw ve türevlerini daha çok konuşacağız.
Uzay tarafında ise bir süre önce Linkedin’de rastladığımız Orbital Data Center Analyst gibi bilim kurgu pozisyonlarının neden açıldığını gördük ve Rubin uzay versiyonu ile geliyor. Bu versiyonda 25 kat daha fazla performans alınacak Hopper’a göre. Jensen’in analist toplantısında bahsettiği çok kritik bir unsur vardı ve yinelendi; mesele sadece veri merkezi değil, oradaki sensör ve görüntü verilerinin orada işlenmesi gerekiyor. Soğutma sorunlarını çözmek için uğraşıyorlar.
Enerji tarafında ise artık bir şey yazmaya gerek var mı bilemiyorun. Nvidia konple veri merkezi içindeki enerji dağıtımını değiştirmeye ve sadeleştirmeye çalışıyor ancak enerji artık değer yaratımının merkezinde. Önceki açıklamalarında alternatif akımdan doğrudan akıma geçiş gridlerini azaltmak ve tek noktadan daha geniş dağıtım deniyorlardı fakat bunun sebebi 2030 yılına kadar dolmuş olan siparişlerdi. Soğutmada 45 derecelik sıvı ile soğutulan yeni likit soğutmalar, Sram başta olamak üzere yüksek elektrik tüketim ve aktarımının devam etmesi ve bağlantıların daha komplike olması nedeniyle Vertiv, GE Vernova, Eaton portföylerimizde olmalı. Bir ufak not daha; Groq modüllerindeki FPGA’ler biraz fazla büyük ve sayıca çok görünüyor beklentilere göre. Bu durum Lattice Semiconductor için biraz daha genişlemiş bir yapıya işaret edecektir, FPGA’ler bu süreçlerde çok kısıtlı rol alabiliyorlar ve Groq modülünde zaten yeni bir mimari henüz görmedik ancak sonrakilerde FPGA’ler azalabilir, şu an ise hava hoş. Güç aktarımları tarafında ise robotik için yapılan anlaşmada Infineon ve ST Micro gibi Avrupalı şirketler Nvidia ekosistemine giriyorlar. Onlar için de güzel gelişmeler yaşanmaya devam ediyor ve otomotivden kaybettiklerini buradan telafi edebilirler diye düşünüyorum.
Gelelim kazanan ve kaybedenlere. Kazanan hiç kuşkusuz Nvidia, 2027’ye kadar 1 trilyon USD gelir beklentisi açıklaması zaten çok şeyi açıklıyor, bu konu daha çok tartışılacak ve acaba hangi aralığı kastetti denecek, slaytta bahsettiğine göre Blackwell ve Rubin hedefi bu, yani piyasada şu an yaklaşık 700 milyar USD olarak tahmin edilen gelir beklentisi 1 trilyon USD olarak açıklandı. Nvidia, platform ağırlığını çok ciddi şekilde koyuyor ve rekabeti ciddi şekilde kapatıyor. Eskiden modellediğimiz ASICS paylarını tekrar gözden geçirmek gerekebilir. Rubin ile farklı bir noktaya gidiyorlar dediğim konu, artık tamamen karşımızda.
Diğer kazananlarda başlıca Samsung olduğun kanaatindeyim, Samsung hem SOCAMM’ın ana tedarikçisi olarak açıklandı ve hem de Groq için ana paket üretici oldu, HBM tarafındaki son dönem güçleri zaten malum. Ancak Micron için de oldukça pozitif gelişmeler, SK HYnix için ise biraz daha negatif okunabilir ancak genel olarak bu ekip için oldukça pozitif. Sandisk için ise pek pozitif olmadığını kanaatindeyim çünkü Bluefield kullanımı ve Jensen’in çizdiği mimaride SSD’ye beklenen yük ve katma değer verilecek ancak bunu sadece SSD’ye vermek masada değil. Bu değeri birçok katmana bölmek ve kendi ağırlığını koymak isteyen Nvidia, özel hafıza ve SSD flash benzeri modüller için Samsung, Micron, SK Hynix NAND’lerini kullanacak. Hafıza şirketleri hala döngüsellik ile fiyatlanıyor, halbu ki döngüsellik öleli 3 yıl oluyor.
Networking tarafında ise optikçilerin net kazandıklarını düşünüyorum. Tower semiconductor, Coherent ve Lumentum burada öne çıkmaya devam edeceklerdir ve Astera Labs, Credo grubu bakır hemen yarın bitmiyor tesellisi ile evine dönecek gibi görünüyor. İki sistemi beraber kullanacağız demek aslında retimer’ların olmadığı bir alternatif de artık sahada olacak demek ve en kötü gerçekleşmedi diye biraz alım gelse de ikisi için de pek pozitif gelişmeler değil.
CPU’lar ve diğer çip üreticileri tarafında ise resim biraz tatsız. Intel için en büyük hayal kırıklığı NVL8 için entegre edilen yerde kullanılacak olmaları. Ana mimari ise NVL72’den başlıyor olacağı için NVL8 biraz hayal kırıklığı gibi görünüyor, Vera hala ana ürün konumunda. Orta vade için pek bir şey bence değiştirmeyecek ancak yine de Vera’nın tek başına satılacağı modüllerin sahaya inmesi, x86 genişlemesinin beklenen kadar yüksek olmayacağı anlamına gelebilir. Sram için ise Samsung şu an biraz daha öne çıkmış. Orta vadede pozitif hedef ise devam ediyor, hepsinden daha az da olsa Intel çokça faydalanacak, birim CPU sayısı beklentilerin üzerine çıkıyor ve çok yapısal bir yükseliş ve inference kullanımını fiyatlıyoruz. Broadcom ve Arista için ise karışık bir seyir olsa da platform ihtiyacı artacağı için pozitif diyebiliriz. Broadcom özellikle ethernet ve optik konusunda gayet iyi bir konumda fakat ikisi için de ana sorun belli, Nvidia çıtayı yukarı çıkarıyor. AMD için de sorun aslında bu, Helios’un pek bir umudu var mı bu senaryoda bilemiyorum.
Son olarak Neocloud’lar için de Nvidia’nın bu dominasyonu oldukça pozitif ve daha düşük maliyet ile fazla inference ve nakit akışı demek.
Özetle AI portföyü şu anda şu şekilde olabilir;
– Nvidia
– Tower Semiconductor
– Lumentum
– ASML
– Samsung
– Micron
– Intel
– Teradyne (komplike sistemler ve test ağırlığı, robotik hikayesi)
– Vertiv
– GE Vernova
– Lattice Semi
– Infineon
– Broadcom
– Coreweave
Hardware tarafı için bu hisseler listemizde olabilir.
Utku Oktay Acundeğer



















