Ekonomik takvimin görece sakin olduğu haftada, Orta Doğu’daki savaşa ilişkin yoğun haber akışı piyasaların ana belirleyicisi olurken, küresel varlık fiyatlarında dalgalı bir seyir izlendi. Haftanın başında Trump’ın İran’a 48 saatlik süre tanıyacağı beklentisi risk iştahını baskılarken, sürenin beş gün ertelendiğinin açıklanması ve “yapıcı görüşmeler” mesajı verilmesi piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağladı. İran tarafı bu açıklamaları yalanlasa da piyasa, gerilimin tam ölçekli bir çatışmaya dönüşmeyebileceği ihtimalini sınırlı ölçüde fiyatladı; bu durum tahvil getirilerinde geçici bir geri çekilmeye de katkı sundu. Hafta boyunca taraflardan gelen çelişkili açıklamalar ve müzakere iddiaları belirsizliğin yüksek kalmasına neden oldu. İslamabad’da görüşme yapılabileceğine yönelik haber akışı öne çıkarken, İsrail cephesinden ABD için savaşta son tarihin 9 Nisan olduğuna dair açıklamalar geldi. Öte yandan İran’ın, ABD’nin süreci askeri operasyonları hızlandırmak için kullandığını savunması jeopolitik tansiyonun yüksek kalmasına yol açtı. Enerji piyasalarında petrol fiyatlarının yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi, küresel enflasyon beklentileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Bu gelişmeye paralel olarak tahvil piyasalarında satış baskısı öne çıkarken, ABD tahvil getirilerinde eğri genelinde yükseliş gözlendi. Jeopolitik risklerin yanı sıra ABD’nin İran’a yönelik olası diplomatik adımları ve ateşkes beklentileri de fiyatlamalar üzerinde etkili olurken, ABD’nin askeri seçenekleri masada tutmaya devam etmesi ve enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir piyasalarda temkinli duruşun korunmasına neden oldu. Haftanın son işlem gününde Trump’ın İran’a tanınan süreyi 6 Nisan’a kadar uzattığını açıklaması ve ABD’nin Orta Doğu’ya ek asker göndermeyi değerlendirdiğine yönelik haber akışı öne çıktı. Bu gelişmeler, jeopolitik risklerin kısa vadede gündemde kalmaya devam edeceğine işaret etti. Fed yetkilileri ise artan jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ekonomik görünüm üzerindeki etkilerine dikkat çekerek enflasyon baskılarının sürebileceğini vurguladı. Mevcut belirsizlik ortamında temkinli duruş korunurken, piyasalarda yıl sonuna yönelik faiz indirimi beklentileri devam etse de kısa vadede net bir fiyatlama oluşmadığı görülüyor.
Tahvil piyasalarında hafta genelinde satış baskısı devam ederken, ABD 2 yıllık tahvil getirisi %3,99 seviyesinde bulunurken hafta içinde hazirandan bu yana ilk kez %4 seviyesini test etti. 10 yıllık tahvil getirisi 6,2 baz puan artışla %4,47’ye, 30 yıllık tahvil getirisi ise yaklaşık 6 baz puan yükselişle %4,98 seviyesine ulaştı. Avrupa tahvil getirilerinde de 2 ila 10 baz puan arasında değişen artışlar kaydedildi.Yurt içi piyasalarda ise Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi hafta başında 327 baz puanı test ettikten sonra dalgalı bir seyir izleyerek haftanın son işlem gününde 308 baz puan seviyesinde işlem görüyor. 10 yıllık tahvil getirisi ise hem küresel faizlerdeki yükseliş hem de CDS tarafındaki artışın etkisiyle satış baskısı altında kalarak %7,65 seviyesinde işlem görmeye devam ediyor.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!



















