ABD & Avrupa Hisse Senedi Piyasaları
Küresel hisse senedi piyasalarında gün boyunca temkinli ve dalgalı bir seyir izlenirken, ABD endeksleri günü genel olarak satıcılı tamamladı. S&P 500 ve Dow Jones’ta yaklaşık %0,6 civarında kayıplar görülürken, Nasdaq tarafında da teknoloji hisseleri öncülüğünde geri çekilme dikkat çekti. Gün içindeki satış baskısının arkasında iki temel unsur öne çıktı: jeopolitik risklerin yeniden tırmanması ve faiz beklentilerinin yukarı yönlü güncellenmesi. Özellikle ABD-İran hattında devam eden belirsizlikler, İran tarafının müzakerelere katılmaması ve ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerindeki blokajı sürdürmesi risk iştahını baskıladı. Bununla birlikte günün ilerleyen saatlerinde ABD Başkanı Trump’ın ateşkesi görüşmeler sonuçlanana kadar uzattığını açıklaması, piyasalarda sınırlı bir rahatlama yarattı ve seans sonrası işlemlerde ABD endekslerine tepki alımları geldi. Avrupa tarafında ise ABD’ye kıyasla daha pozitif bir görünüm izlendi. DAX, CAC 40 ve IBEX endekslerinde yükselişler öne çıkarken, bölgesel piyasaların jeopolitik riskleri daha sınırlı fiyatladığı görüldü. Bu ayrışma, yatırımcıların Avrupa varlıklarına relatif olarak daha dengeli yaklaşmaya devam ettiğine işaret ediyor. Asya tarafında ise Nikkei’de güçlü yükseliş dikkat çekerken, Çin piyasalarının daha yatay kaldığı görüldü.
Emtia & FX Vadeli Kontratları (Futures)
Döviz piyasalarında doların küresel ölçekte güç kazandığı bir gün geride kaldı. Bloomberg Dolar Endeksi’ndeki yükseliş, majör para birimleri üzerinde baskı oluştururken, euro, sterlin ve yenin dolar karşısında değer kaybettiği görüldü. Gün içinde EUR/USD ve GBP/USD paritelerinde sınırlı toparlanmalar görülse de genel yön dolar lehine kalmaya devam etti. Bu hareketin arkasında, ABD’den gelen güçlü makro veriler ve Fed’e yönelik beklentilerin yeniden şekillenmesi etkili oldu. Özellikle perakende satışların son bir yılın en güçlü artışını göstermesi, ABD ekonomisinin yüksek enerji fiyatlarına rağmen dirençli kaldığını ortaya koydu. Bu durum, faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesine neden olarak doların güçlenmesini destekledi. Emtia tarafında ise belirgin bir ayrışma izlendi. Altın ve gümüş fiyatları, yükselen tahvil faizleri ve güçlenen doların etkisiyle sert satış baskısı altında kaldı. Özellikle altındaki geri çekilme, güvenli liman talebinin jeopolitik risklere rağmen zayıf kaldığını gösterdi. Bunun temel nedeni, piyasaların faiz dinamiklerini daha baskın fiyatlaması oldu. Petrol tarafında ise jeopolitik gelişmeler ön plandaydı. Hürmüz Boğazı’nda devam eden kısıtlamalar ve arz riskleri petrol fiyatlarını desteklerken, gün içinde yukarı yönlü hareketler izlendi. Ancak Brent petrolün 100 doların altında kalmaya devam etmesi, fiyatlamanın henüz tam bir kriz senaryosunu yansıtmadığını gösteriyor. Bakır gibi sanayi metalleri ise daha sınırlı ve dengeli hareket etti.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasalarında günün en belirgin hareketi getirilerdeki yükseliş oldu. ABD tahvil faizleri özellikle kısa ve orta vadede yukarı yönlü hareket ederken, 10 yıllık getiriler de yükselişini sürdürdü. Getiri eğrisinde kısa vadeli tahvillerdeki artışın daha belirgin olması, piyasaların Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentilerini ötelediğine işaret ediyor. Bu hareketin temelinde iki ana unsur yer aldı. İlk olarak güçlü gelen ABD perakende satış verisi, ekonomik aktivitenin yavaşlamadığına ve talep tarafının canlı kaldığına işaret etti. İkinci olarak ise Fed başkanlığı için öne çıkan Kevin Warsh’ın açıklamaları piyasa fiyatlamaları üzerinde etkili oldu. Warsh, Fed’in mevcut politika çerçevesinin kalıcı enflasyon ortamında yeterli olmayabileceğini vurgularken, daha farklı bir yaklaşım gerektiğini belirtti. Aynı zamanda Fed bilançosunun halen fazla büyük olduğunu ifade ederek, bilanço küçültmenin devam etmesi gerektiğine işaret etti. Bu söylem özellikle uzun vadeli tahviller açısından önemli çünkü Fed’in daha az tahvil tutacağı beklentisi, uzun vadeli faizler üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor. Warsh’ın “bağımsız hareket edeceğim” vurgusu teorik olarak piyasalarda güven unsuru yaratabilecek olsa da, daha sıkı para politikası sinyalleri hisse senedi piyasaları açısından negatif, tahvil piyasası açısından ise satış baskısını artırıcı yönde fiyatlandı. Gelişmekte olan ülke risk primlerinde gün genelinde yatay bir seyir izlendi. Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika CDS’lerinde anlamlı bir değişim görülmemesi, küresel risk iştahındaki zayıflamaya rağmen piyasalarda henüz sistematik bir stres oluşmadığına işaret etti. Bu görünüm, jeopolitik risklerin daha çok emtia ve enerji kanalı üzerinden fiyatlandığını, kredi riskine ise sınırlı yansıdığını gösteriyor. Ancak mevcut risklerin devam etmesi halinde CDS tarafında yukarı yönlü hareket potansiyeli korunuyor. ABD tahvil piyasasında getiriler genel olarak yükselirken, özellikle kısa vadeli tahvillerdeki artış dikkat çekti. Bu durum, piyasaların Fed’in faiz indirim sürecine daha geç başlayacağı beklentisini fiyatladığını gösteriyor. 10 yıllık tahvil faizindeki yükseliş daha sınırlı kalırken, uzun vadeli tarafta volatilitenin devam ettiği görüldü. 30 yıllık tahvil getirilerindeki görece yatay seyir ise uzun vadeli enflasyon beklentilerinin henüz kontrol dışına çıkmadığını düşündürüyor. Genel olarak getiri eğrisinde yukarı yönlü ancak dengeli bir hareket izlenirken, Warsh’ın bilanço küçültme vurgusunun özellikle uzun vadeli faizler açısından orta vadede yukarı yönlü risk oluşturduğu değerlendiriliyor.





















