Bakır, 2026’nın ilk yarısında dalgalı ancak güçlü bir performans sergiledi. Fiyatlar yılbaşından bu yana %10 yükselirken piyasa çeşitli sebepler ile oynak kalmaya devam etti. Fiyat hareketlerinin sebeplerini dört tema etrafında değerlendirebiliriz.
- ABD tarafından arttırılması beklenen tarife beklentileri yılbaşında değerli emtialar ile birlikte güçlü bir ralliye sebep oldu.
- İran-ABD tarafında başlayan ve Hürmüz boğazının kapanmasına kadar giden jeopolitik riskler ile birlikte büyüme ve sanayi talebine yönelik endişelerin artması ile birlikte yaşanan düzeltme hareketi.
- AI veri merkezi yatırımları ve elektrik altyapısı harcamaları bakır talebini canlandırarak yükseliş hareketleri başlatması.
- Şili, Ivanhoe, Rio Tinto ve BHP’den gelen üretim aksaklıkları arz tarafındaki sıkışıklığı daha da belirgin hale getirdi.
Bu yazıda BHP Group tarafından bakır üretiminde düşüş bildirmesinin ve gelecek yıl üretim tahminlerini azaltmasının ardından arz tarafındaki durumu analiz edeceğiz. BHP Group Escondida ve Pampa Norte’deki düşük üretim nedeniyle Perşembe günü dördüncü çeyrek bakır üretiminde %5’lik bir düşüş bildirdi; öte yandan gelecek yıl için Şili bakır üretiminde beklenen bir düşüşe dikkat çekti. Halka açıklık bakımından dünyanın en büyük halka açık maden şirketi geçen sene 516,2 bin tona kıyasla 419,9 bin ton bakır üretti. Aynı zamanda Şili’nin devlete ait bakır madenciliği şirketi Codelco’nun Yönetim Kurulu Başkanı Bernardo Fontaine Çarşamba günü yaptığı açıklamada, şirketin önümüzdeki yıllardaki üretiminin mevcut seviyelere benzer kalmasını beklediklerini belirtti.
Dünyanın en büyük üreticilerinden gelen operasyonel sorunlar, düşen cevher tenörleri ve bakım faaliyetleri yeni arzın beklenenden daha yavaş büyümesine neden olurken, AI kaynaklı güçlü talep ile birleşerek piyasanın sıkı kalmasına katkı sağladı.
BHP – Yapısal Cevher Kalitesi Düşüşü Operasyonel Kesintiyle Birleşiyor
Yılın en önemli arz gelişmesi BHP’den geldi.
Şirketin 2026 mali yılı bakır üretimi %3 düşüşle 1,95 milyon ton olarak gerçekleşirken, asıl dikkat çeken gelişme 2027 mali yılı üretim beklentisinin 1,65–1,80 milyon ton seviyesine düşürülmesi oldu. Bu tahmin, mevcut üretime kıyasla yaklaşık %10–15 arasında bir gerilemeye işaret ediyor.
Üretim görünümündeki bozulmanın arkasında iki temel unsur bulunuyor.
İlki, Escondida ve Pampa Norte operasyonlarında uzun süredir devam eden cevher tenörü düşüşü. Düşük tenör nedeniyle aynı miktarda bakır üretmek için daha fazla cevher işlenmesi gerekiyor ve bu durum üretim verimliliğini azaltıyor.
İkinci unsur ise Olympic Dam operasyonunda meydana gelen beklenmedik mekanik arıza oldu. Operasyonel aksaklık, zaten zayıflayan üretim görünümünü daha da kötüleştirdi.
BHP, uzun vadede üretimi desteklemek amacıyla Escondida’da 1,3 milyar dolarlık sülfür liçi ve elektrik altyapısı yatırımına çevresel onay aldı. Buna rağmen piyasa, kısa vadede düşen üretim görünümüne odaklandı ve açıklamanın ardından şirketin piyasa değerinden yaklaşık 6 milyar Avustralya doları silindi.
Ayrıca yeni CEO Brandon Craig’in önümüzdeki dönemde olası işçi grevleriyle de karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Rio Tinto
Rio Tinto’nun ikinci çeyrek bakır üretimi çeyreksel bazda %7 geriledi.
Bunun nedeni Utah’taki Kennecott eritme tesisinde meydana gelen planlanmamış fırın sızıntısı oldu. Sorun doğrudan madencilik faaliyetlerinden değil, bakır konsantresinin işlendiği eritme tesisinden kaynaklanıyor. Fırının tamamen yeniden inşa edilmesi gerektiği için aksaklığın birkaç çeyrek boyunca üretimi etkilemesi bekleniyor. Buna rağmen Rio Tinto operasyonel verimlilik sayesinde tam yıl üretim hedefini korurken, C1 nakit maliyet beklentisini 0,65–0,75 $/lb aralığından 0,30–0,50 $/lb seviyesine çekti. Şirket ayrıca Haziran ayında Moğolistan’daki Oyu Tolgoi madeninde yaşanan kısa süreli yol kapatma protestolarından da etkilendi. Ancak ihracat birkaç gün içinde normale döndü ve olayın uzun vadeli etkisi sınırlı kaldı.
Ivanhoe Mines – Geçici Aksaklık, Ancak Büyüme Hikayesi Geçerliliğini Koruyor
Ivanhoe Mines’ın Kamoa-Kakula operasyonu ikinci çeyrekte 64.328 ton bakır üreterek beklentilerin altında kaldı. Piyasada ilk etapta sel baskını iddiaları gündeme gelse de, şirket tarafından doğrulanan temel sorun yeraltı işçilerinin grev eylemi oldu. 13 Temmuz itibarıyla operasyonların tamamen normale döndüğü açıklanırken, konsantratör ve eritme tesisi faaliyetlerinin grevden etkilenmediği belirtildi. Şirket buna rağmen 290–330 bin tonluk yıllık üretim hedefini korudu. Yönetim, ikinci yarıda madencilik hızının yaklaşık %30 artmasını ve cevher geri kazanım oranlarının yükselmesini bekliyor.
Küresel bakır arzının yaklaşık dörtte birini sağlayan Şili’de üretim sorunları giderek yapısal hale geliyor.
Mayıs ayında;
Codelco üretimi %18,3, Escondida üretimi %17,6, Collahuasi üretimi %19,3
geriledi. Üretimdeki düşüşün temel nedenleri; düşen cevher tenörleri, yaşlanan madenler, ertelenen sermaye yatırımları, bakım faaliyetleri olarak öne çıkıyor. Bunlara ek olarak 14–17 Temmuz tarihleri arasında Orta Şili’yi etkileyen güçlü kış fırtınası nedeniyle Codelco bazı yüzey operasyonlarını durdururken, liman faaliyetlerinde de geçici aksaklıklar yaşandı. Her ne kadar kuzeydeki büyük madenler doğrudan etkilenmese de, hava koşulları Şili bakır tedarik zincirinin iklim kaynaklı risklere açık olduğunu bir kez daha gösterdi. İlginç şekilde, üretimdeki düşüşe rağmen bakır fiyatlarının tarihi yüksek seviyelerde seyretmesi sayesinde Şili’nin bakır ihracat geliri 2026’nın ilk yarısında 30,2 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı.
Antofagasta
Antofagasta ikinci çeyrekte 142 bin ton bakır üretimi gerçekleştirerek Bloomberg beklentisi olan 156 bin tonun belirgin şekilde altında kaldı. Üretimdeki zayıflığın temel nedeni Antucoya madenindeki düşük performans oldu. Şirketin ilk yarı üretimi yıllık bazda yaklaşık %9,5 gerileyerek 285 bin ton seviyesinde gerçekleşti.
Net nakit üretim maliyeti ise ikinci çeyrekte yaklaşık %26 artarak 1,36 $/lb seviyesine yükseldi.
Buna rağmen yönetim, yılın ikinci yarısında üretimin belirgin şekilde hızlanacağını öngörerek 650–700 bin tonluk tam yıl üretim hedefini korudu.
JPMorgan, Centinela İkinci Konsantratör Projesi’nin 2028’e kadar yaklaşık %30 organik üretim artışı sağlayacağını öngörerek hisse tavsiyesini “Overweight” seviyesine yükseltti. Buna karşın Berenberg, yıl sonu üretim hedeflerine ulaşılması konusunda hala aşağı yönlü riskler bulunduğunu belirtti.
2026 yılında bakır piyasasında yaşanan arz sıkışıklığı tek bir şirketten veya tek bir olaydan kaynaklanmıyor. BHP’de yapısal cevher tenörü düşüşü ve mekanik arızalar, Rio Tinto’da ergitme tesisi kesintisi, Ivanhoe’da operasyonel aksamalar, Şili genelinde üretim düşüşleri ve Antofagasta’nın beklentilerin altında kalan üretimi küresel arz görünümünü eş zamanlı olarak zayıflattı. Yapay zekâ veri merkezleri, elektrifikasyon ve enerji altyapısı yatırımlarından gelen güçlü talep ile birleşen bu gelişmeler, bakır piyasasının 2026’nın ikinci yarısında da sıkı kalabileceğine işaret ediyor. UBS, 2026 yılında küresel rafine bakır açığının yaklaşık 520.000 ton olacağını öngörüyor; %2,8 civarındaki talep büyümesinin, yaklaşık %1,7’lik rafine arz büyümesini geride bırakması bekleniyor. Bu dengesizlik, bakır fiyatlarındaki küçük çaplı geri çekilmelerin bile neden şu ana kadar sığ ve kısa ömürlü kaldığını açıklamaya yardımcı oluyor.
Borsa Stokları Analizi

Grafik, ilk bakışta COMEX stoklarındaki artış nedeniyle arz fazlası algısı oluşturabilecek olsa da, LME stoklarının yeniden düşüşe geçmesi ve özellikle SHFE stoklarındaki sert gerileme küresel bakır piyasasında fiziksel talebin güçlü kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, stoklarda küresel bir artıştan ziyade stokların bölgeler arasında yeniden dağılımı söz konusudur.
Bu nedenle grafik tek başına bakıldığında küresel bakır piyasasının gevşediği sonucunu desteklememektedir. Aksine, özellikle Çin tarafındaki güçlü stok çekilişleri, fiziksel piyasanın halen sıkı olduğuna yönelik önemli sinyaller vermektedir.
Grafik, ilk bakışta COMEX stoklarındaki artış nedeniyle arz fazlası algısı oluşturabilecek olsa da, LME stoklarının yeniden düşüşe geçmesi ve özellikle SHFE stoklarındaki sert gerileme küresel bakır piyasasında fiziksel talebin güçlü kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, stoklarda küresel bir artıştan ziyade stokların bölgeler arasında yeniden dağılımı söz konusudur.
Anıl Can Özsalih





















