ABD & Avrupa Hisse Senedi Piyasaları
Küresel piyasalarda risk iştahı, yükselen enerji fiyatları ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki artışın enflasyon ve finansman maliyetlerine ilişkin endişeleri yeniden güçlendirmesiyle haftanın ikinci işlem gününde zayıfladı. ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne ilişkin görüşmelerde ilerleme sağlanamaması petrol fiyatlarını üç haftanın zirvelerine taşırken, özellikle uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş yüksek çarpanlı teknoloji ve yapay zekâ hisseleri üzerinde satış baskısı oluşturdu.
ABD borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde belirgin satışlar görüldü. Nasdaq 100 endeksi yaklaşık %1,6-1,7 gerileyerek üst üste üçüncü düşüş gününü kaybederken, Dow Jones %0,2 ve MSCI World endeksi %0,6 değer kaybetti. Yarı iletken şirketlerinde satışlar çok daha sert gerçekleşirken, Philadelphia Semiconductor Index yaklaşık %5,5 geriledi. Uzun vadeli faizlerin yüksek seyretmesi, AI yatırımlarındaki borçlanma ihtiyacı ve şirketlerin gelecekteki büyüme beklentilerine ilişkin değerleme endişeleri teknoloji hisselerindeki kâr realizasyonunu hızlandırdı.
Makro tarafta piyasanın ana gündemini yüksek uzun vadeli faizler ve enflasyon görünümü oluşturdu. ABD 30 yıllık tahvil faizi gün içinde %5,33 seviyesine ulaşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesini görürken, yatırımcıların artan kamu borçlanması ve AI yatırımlarının finansman ihtiyacının tahvil arzını yüksek tutacağı endişesi öne çıktı. Bu görünüm, Fed politikasıyla doğrudan ilişkili olmayan bir “term premium” artışının hisse senedi değerlemeleri üzerindeki baskısını artırıyor.
Şirket haberlerinde Nvidia’nın mevcut risklerin yatırımcılar tarafından abartıldığı ve hissenin %50’ye varan iskontoyla işlem görebileceği yönündeki değerlendirme dikkat çekerken, Anthropic’in halka arz hazırlıkları kapsamında yaklaşık 10 milyar dolarlık kredi limitini aşabilecek bir finansman sağlamaya hazırlandığı bildirildi. Meta ise çocuklara yönelik sosyal medya kullanımı nedeniyle açılan davada gündeme gelirken, Klarna zayıflayan tüketici harcamaları ve kur baskıları nedeniyle yıl geneli gelir beklentisini aşağı çekti.
Avrupa piyasalarında da yüksek petrol fiyatları ve artan tahvil getirileri risk iştahını baskıladı. Özellikle uzun vadeli tahvillerdeki satışların hisse senedi değerlemeleri üzerindeki baskıyı artırmasıyla Avrupa genelinde temkinli görünüm öne çıktı.
Emtia & FX Vadeli Kontratları (Futures)
Emtia piyasalarında Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlik petrol fiyatlarını yukarıda tutmaya devam etti. ABD ile İran arasında görüşmelerin bulunmadığı yönündeki açıklamalar sonrasında WTI petrol 85 doların üzerine çıkarken, Brent petrol yaklaşık 91 dolar seviyesinde dengelendi. Brent’in ağustos başından bu yana yaklaşık %15 yükselmiş olması, enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon görünümüne yönelik endişeleri yeniden artırdı. Altın ise yükselen tahvil getirileri ve doların güçlenmesinin etkisiyle %1’in üzerinde geriledi.
Döviz piyasalarında Bloomberg Dolar Spot Endeksi üç günlük düşüşün ardından %0,1 yükseldi. Doların değer kazanmasında yükselen petrol fiyatları ve riskten kaçış eğilimi etkili olurken, yatırımcıların odağında gelecek haftaki Jackson Hole toplantısı ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın yüksek uzun vadeli faizlere vereceği mesajlar bulunuyor. USD/JPY %0,1 yükselerek 159,58 seviyesine çıkarken, yen 160 seviyesi civarında kalmaya devam etti. ABD’nin Japonya’yı destekleyen son adımlarının ardından piyasada doğrudan döviz müdahalesinin etkinliği konusunda soru işaretleri de arttı.
EUR/USD %0,1’in altında gerileyerek 1,1577 seviyesine inerken, GBP/USD %0,1 düşüşle 1,3536 seviyesinde işlem gördü. İngiltere’de işverenlerin Temmuz ayında istihdamı azaltması ve açık pozisyonların beş yılın en düşük seviyesine gerilemesi sterlin üzerinde baskı oluşturdu. USD/CAD %0,3 yükselerek 1,3910’a çıkarken, NZD/USD %0,5 gerileyerek 0,5873 seviyesine indi.
Eurotahvil Piyasaları
Küresel tahvil piyasalarında özellikle uzun vadeli tahvillerde satış baskısı devam etti. ABD’de erken saatlerde yükselen tahvil getirileri gün içerisinde geri çekilse de uzun vadeli faizler yüksek seviyelerini korudu. 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 2 baz puan gerileyerek seansı %4,40’lar civarında tamamlarken, kısa vadeli faizlerde değişim sınırlı kaldı. Böylece getiri eğrisinde önceki günlerde görülen dikleşme bir miktar tersine döndü. Tahvil piyasasındaki temel riskin Fed’in kısa vadeli faiz politikasından ziyade enflasyon, kamu borçlanması ve artan tahvil arzından kaynaklanan uzun vadeli faiz baskısı olduğu görülüyor. 20 yıllık TIPS ihalesinin 2020’den bu yana sektörün yeniden satışa açılmasından sonraki en yüksek getiri seviyesinde gerçekleşmesinin beklenmesi de arz baskısının piyasada yakından izlendiğini gösteriyor. Buna karşın ultra-uzun vadeli tahvil kontratlarında görülen büyük ölçekli alım, gün içindeki satış ve eğri dikleşmesini sınırladı.
Avrupa tahvil piyasalarında satış baskısı daha belirgin gerçekleşti. Almanya 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 4 baz puan yükselerek %3,26-3,27 seviyesine çıkarken, 30 yıllık Bund faizi %3,78’e ulaşarak yaklaşık 15 yılın en yüksek seviyesini gördü. İtalya 10 yıllık tahvil faizi 6 baz puan artışla %4,08’e, Fransa 10 yıllık tahvil faizi 5 baz puan yükselişle %4,12’ye çıkarken, İngiltere 10 yıllık tahvil faizi %5,08 seviyesine ulaştı. Gelişmekte olan ülke CDS piyasasında ise genel olarak risk primlerinde yükseliş görüldü. Türkiye 5 yıllık CDS’i yaklaşık 2,8 baz puan artışla 222 baz puan seviyesine çıkarken, Brezilya, Meksika ve Peru gibi ülkelerde de CDS primleri yükseldi.




















