Unitree halka arzı piyasaların bu seneki en önemli gündemlerinden bir tanesi. ABD tarafında Anthropic, SpaceX, Open AI gibi şirketlerin halka arzları çok tartışılsa da Tesla hariç piyasanın elinde tam teşekküllü bir robotik şirketinin bulunmaması, Unitree için ilgiyi daha da arttırıyor. Robotik sektörünü ve bağlantılı sayılabilecek son 2. Çin Şoku tartışmalarını beraber ele alalım.
Unitree, Çin’de bir süredir gördüğümüz taklalar atan ve çok farklı hareketleri birleşik şekilde gerçekleştirebilen robotların en büyük üreticisi konumunda. Şirket hacim olarak en büyük oyuncu konumunda ve quadruped adı verilen 4 ayaklı gezgin robotlar başta olmak üzere endüstriyel robot kullanımında, humaoid yani insansı robotlar alanında lider olarak anılabilecek bir şirket. Şirketin ana avantajı çok yüksek ölçekte üretim yapabiliyor olması ve ciddi bir maliyet avantajı yaratırken karlılık tarafında da rekabetçi kalabilmesi. Dikey entegrasyon tarafında önemli adımlar atıyorlar ve yazılım katmanlarında yeni ürünler çıkarıyorlar, çip ve mantık süreçleri için platform tasarımlarında da Nvidia’dan kopma girişimleri ise sürüyor. Fiyat olarak baktığımızda kendi eski ürünlerini bile rekabet dışına atacak kadar agresif bir politikaları mevcut. Bu vesile ile robotik ekosistemini de konuşmak gerekiyor.
Pandora’nın Kutusu serisinde detaylıca bahsettiğim robotik ekosisteminde hardware ve software tarafında ciddi bir kopma mevcut ve aslında diğer yüksek teknoloji ürünlerinde de gördüğümüz üzere bir Çin-ABD ayrışması mevcut. Robotik ürünlerde vitesli motorlar, hassas el üretimi, eklem parçaları oldukça önemli ve bunların hem entegre çalışabilmesi hem de sensörler ile hassas veri aktarımı yapabilmesi oldukça önemli. Özellikle el üretimi, ABD için kanayan bir yara konumunda ve geçen sene Vulcan projesinden bahsettiğimde burada ABD’nin ilk ataklarını yapmak istediğini yazmıştım ancak bu sorun elbette kısa vadede çözülebilecek bir sorun değil. Tüm bu parçalarda Çin’in hakimiyeti çok yüksek ve Unitree’nin tahminlere göre ABD’li rakiplerine göre %40 civarında daha ucuz maliyet ile robot üretmesini sağlıyor.
Yazılım tarafında ise süreçler biraz daha karmaşık. Öncelikle veri sıkıntısı yaşanıyor ancak AI modellerinde de multimodellerin gelişmesi ile burası biraz daha rahatlama potansiyeline sahip. Çok yüksek görüntü verisi isteyen robotik modeller, ağırlıklı olarak VLA denen modeller ile çalışıyorlar ve model üreticisi şirketlerin buraya da ciddi bir ilgisi mevcut. Bu modellerin optimize edilmesi için ise hızlıca büyüyen bir open source ekosistemi ABD’de mevcut ve ROS dediğimiz Robotic Operating System gibi yazılımlar ciddi bir esneklik sağlıyor. Hugging Face tarafından geçen sene tartıştığımız verilerde gördük ki artık robotik tarafındaki paylaşımlar neredeyse LLM modelleri ve yazı modelleri ile yarışır noktalara gelmiş durumda. Bunlar, robotların spesifik görevleri yapabilmeleri için önemli ve beraber çalışabilmeleri için de oldukça faydalı gelişmeler ancak General Purpose robotlar üretebilmek için yine Nvidia’ya mecbur durumda sektör. Thor, Orin gibi platformları oldukça baskın kullanılıyor ve simülasyon, dijital ikiz desteği sayesinde robot üretimindeki “ince işçiliğin” en kilit oyuncusu konumundalar. Yani robotların aslında beyni diye tabir ettiğimiz bölgede ABD’nin hakimiyeti var diyebiliriz.
Peki bu iki ülke birbirlerine göre nasıl konumlanmayı tercih ediyor? Çin’in buradaki devşirebileceği avantaj aslında VLA modellerinin temelinde LLM modellerine çok benzemesi ve multimodel konusundaki güçleri. Gemma gibi Google modellerinin çok ufak değişimler ile robotik modellerine dönüştürülebildiğini biliyoruz ve Qwen, Deepseek gibi şirketler burada hamle yapabilirler. Çip konusunda ise şu anda güç aktarımı ve iletimde kullanılan basit çipler tarafında üretim kapasitesinde arz fazlası yaratmayı başarıyor durumdalar, sorun yine Nvidia’da başlıyor. Simülasyon süreçleri için platform yaratmak konusunda ve Orin gibi çiplerin benzerlerini üretme tarafında Xpeng, Unitree gibi şirketler agresif adımlar atsa da tamamen kopuş kısa vadede oldukça zor görünüyor. ABD’nin ise yazılım ve beyin tarafındaki yüksek ölçekli genişlemesi ve altyapısı, hardware tarafına olan talebi ciddi bir şekilde arttıryor, burada şu aşamada Kore ve Japonyalı şirketler yardımlarına koşacak gibi duruyor ancak Teradyne, Rockwell Automation gibi şirketler spesifik alanlarda güçlüler ve ABD temelli bir üretim hattına da sahipler. Talep kaynaklı bir üretim büyümesi görme ihtimalimiz var. Bunu kesin olarak söylemek pek kolay değil çünkü Çin’den kopartılması çok zor bir tedarik zinciri ile karşı karşıyayız. Bunu detaylandırmak için ise Çin Şoku makalelerinden kısaca bahsetmek gerekiyor.
Çin, malum yüksek kapasite kullanımı ve karlılıktan feragat eden yapısı ile endüstriyel alanlarda diğer ülkeler için oldukça yıkıcı bir etki yarattı. İlk Çin Şoku makalesi yayınlandığında akademik tartışmalar ciddi şekilde hararetlenmişti ve özetle endüstriyel üretim tarafında düşük işgücü maliyetleri nedeniyle çok büyük bir yıkım gelebileceği belirtilmişti, bunlar Çin’in WTO’ya girişinin arkasından çıkan tartışmalardı, bugün haklılığı hala tartışmalı olsa da Miran başta olmak üzere önemli bir entelijansiyanın yaşananları bu şekilde okuduğunu görebiliyoruz ve politikalar da bunun üzerine dizayn ediliyor. Financial Times’da çıkan 2. Çin Şoku makalesinde de Çin’in artık klasik sektörlerde yaptığı yıkımı yüksek teknoloji üzerinde de yapıyor olduğu beyan ediliyor, oldukça haklı ve çokça tartıştığımız bir gündem. Peki Çin bunu sadece ucuzluk üzerinden mi yapıyor? Artık değil, Çin bu ürünlerin hepsini çok daha verimli üretebiliyor ve bunun ana nedeni de robotik üzerinden şekillenen endüstriyel altyapının kazananı olmuş olmasından geliyor. Kore ve Japonya ülkeler nüfus ve demografilerinin de etkisi ile robotik alanında önemli yerler tutsalar da Çin için bu artık bir rekabet avantajı olmuş durumda ve General Purpose robotlar ve AI modellerine geçiş sürecinde ABD bu yarışı tersine çevirme fırsatına sahip, çeviremez ise endüstriyel üretim konusunda kurulan hayaller çok uzun süre terk edilmek zorunda olacak.
Fakat Çin’in de sorunları mevcut elbette. Bildiğimiz üzere bu endüstriyel altyapı karlılık üzerinden verilen ciddi tavizler ve düşük kur destekleri ile başarılıyor. Düşük kur tarafında ise tarifelerden dolayı biraz daha aktif bir politika olduğunu görüyoruz. Daha önce detaylıca anlattığım konu, Çin’in deflasyona girmiş olması ve batı bloğu ülkelerinin pozitif enflasyonundan dolayı Yuan’ın değerlenmesine izin vermediği takdirde dahi Çin’in ucuzladığı ve ithalat fiyatları üzerinde dolaylı bir devalüasyon yapması ile mümkün hale geliyor. Kurun buradaki etkisi önemli ancak ana sorun Çin’in daha iyi üretim becerilerine sahip olması ve kalıcı bir rekabet avantajı elde edebilmiş olması. Bu avantajın yıllar boyunca Miran’ın anlattığı nedenlerden olmadığını savunan Maurice Obstfeld gibi iktisatçılardan daha önce bahsetmiştim ve yeni yaptığı açıklama ile yine gündem yaratmayı başarmış durumda. Sonraki yazılarda bu konuyu detaylandıracağız ve Pan Gongsheng’in yaptığı son açıklamaları dolar tartışmasında açacağım.
Özetlemek gerekir ise, robotik, Çin’in kalıcı rekabet avantajı yaratmasını sağlayan ana sektörlerden bir tanesi ve ABD’nin acil aksiyon alması gereken bir alan. Sektörün artık belli bir olgunlukta olması ise Unitree gibi şirketlere çok fazla alternatif çıkmasına neden oluyor ve dikey entegrasyonun yarattığı ciddi bir rekabet söz konusu. Involutionary rekabet olarak adlandırılan bu yıkıcı rekabet, Çin yazılım ve beyin tarafındaki gelişmelerde geri kaldığı sürece çok daha sorunlu bir noktaya gelebilir, bugün videolarda gördüğümüz Çin robotları batılı insansı robotlar kadar geniş kavrama gücüne sahip değiller ve hala belirli görevlerde başarılılar, beyinden çok kas gücü avantajları mevcut. Bir tavana çarpmış olma ihtimalimiz Çinli robotik şirketleri için azımsanmayacak bir ihtimal ve Unitree’nin de BYD gibi kendi iç pazarında kan kaybetmesi ihtimal dahilinde, özellikle de tarifelerden dolayı üretim fazlasının dışarı akışı bu kadar zorlaşmışken. Bu nedenle coşku ile başlayacağına emin olduğum ancak birçok da soru işaretini barındırdığını düşündüğüm bir halka arz olacak. Çin’in sisteminde biz yatırımcılar 2. Hatta 3. Plandayız, bunu ihmal etmemek gerekiyor.
ABD tarafında ise bu halka arz Teradyne, Rockwell Automation, Tesla, Nvidia, Lattice Semiconductor gibi şirketleri hareketlendirme potansiyeline sahip. Kore ve Japonyada ise FANUC, Nabresco, Harmonic Drive, Hyundai Motor, LG Electronics şirketlerini hareketlendirecektir. Ek tema olarak ise ilgimi çeken ana konu Lidar ve sensör konusu. Luminar şirketinin batışı, bu konuda batı bloğunun özel sektör insiyatifine bırakıldığında ne kadar büyük sorunlar yaşacağını bizlere gösterdi. Hesai gibi devlerin batı şirketlerinin Lidar kullanımındaki payları artarken Aeva, Innoviz gibi şirketler için hala yeterli destekler verilmiş değil. Bu şirketler de gelebilecek kamu destekleri ve ticaret kısıtları ile hareketlenme potansiyeline sahipler. Aksi takdirde Hesai güçlenmeye ve kopması daha zor bir parça olmaya devam edecek.
Utku Oktay Acundeğer





















