15–21 Nisan CFTC raporlama haftasında, ABD–İran hattında Hürmüz Boğazı merkezli gerilim ana gündem maddesi olmaya devam ederken, diplomatik cephede yeniden canlanan temaslar jeopolitik risk algısında kısmi bir yumuşamaya işaret etti. Donald Trump’ın müzakere sürecinin “bitmeye çok yakın” olduğuna yönelik açıklamaları ve JD Vance’in daha geniş kapsamlı bir anlaşmaya vurgu yapması, piyasalarda diplomasi ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığı yönündeki beklentileri destekledi. Buna karşın sahada ABD’nin uyguladığı ablukanın devam etmesi ve ateşkes süresinin uzatılmasına yönelik net bir irade ortaya konmaması, temkinli duruşun korunmasına neden oldu. Enerji piyasalarında hafta genelinde daha dengeli bir görünüm öne çıktı. Barış görüşmelerine yönelik beklentilerin güçlenmesi ve talep tarafına ilişkin aşağı yönlü revizyonlar, Brent petrol fiyatlarının 95 dolar seviyesine doğru geri çekilmesine neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın küresel talep artışına yönelik daha zayıf öngörüleri de bu hareketi desteklerken, arz kesintisi riskinin fiyatlamalar üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı görüldü. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat akışının belirgin şekilde yavaşlaması ve gemi trafiğinin tarihsel olarak düşük seviyelere gerilemesi, enerji arz güvenliğine yönelik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını ortaya koydu. Jeopolitik cephede, tarafların sona ermesi beklenen ateşkesi iki hafta daha uzatma seçeneğini değerlendirmesi ve teknik düzeyde görüşmelerin organize edilmesine yönelik çabalar, müzakere sürecinin tamamen tıkanmadığını gösterdi. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın nükleer faaliyetleri gibi kritik başlıkların çözümüne odaklanılması, olası yeni bir üst düzey görüşme turunun önünü açabilecek gelişmeler arasında yer aldı. Ancak Washington yönetiminin ateşkesin uzatılmasına ilişkin resmi bir taahhütte bulunmaması ve İran tarafında bazı yetkililerin daha sert bir duruş sergilemesi, kalıcı çözüm ihtimaline yönelik belirsizliklerin sürmesine neden oldu. ABD iç siyasetinde ise Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri adımlarının Kongre denetimine tabi tutulmasını öngören “savaş yetkileri” tasarısının reddedilmesi, yönetimin operasyonel esnekliğini koruduğunu gösterdi. Bu durum, sahada risklerin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederken diplomasi ile askeri opsiyonların eş zamanlı olarak masada kalmaya devam ettiğini ortaya koydu. Makroekonomik cephede, Fed tarafından yayımlanan Bej Kitap raporu ekonomik aktivitede ılımlı bir seyre işaret ederken, enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonist baskıları belirgin şekilde artırdığı vurgulandı. Orta Doğu’daki gelişmelerin şirketler üzerinde belirsizlik yarattığı ve birçok firmanın “bekle-gör” politikasına geçtiği belirtilirken, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi. Buna rağmen piyasa beklentileri, Fed’in kısa vadede faizleri sabit tutmaya devam edeceğine işaret ediyor. Benzer şekilde Avrupa Merkez Bankası tarafında da artan belirsizlikler nedeniyle daha temkinli bir politika duruşu öne çıkıyor. Haftanın ilerleyen günlerinde İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen açtığına yönelik açıklamaları, küresel piyasalarda risk iştahını destekleyen bir unsur olarak öne çıksa da, bu iyimserlik kısa süreli oldu. İran Devrim Muhafızları’nın, ABD ablukası kaldırılmadan bölgedeki gemi hareketlerinin durdurulması gerektiğine yönelik uyarıları ve boğaza yaklaşımın “düşmanla işbirliği” olarak değerlendirileceğine dair açıklamalar, tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. ABD’nin ablukayı sürdürmesi ve İran’ın buna karşılık boğazı fiilen kapalı tutacağını belirtmesi, enerji arz güvenliğine ilişkin riskleri yeniden artırdı. Aynı dönemde Trump’ın İran’ın ateşkesi ihlal ettiğine yönelik sert açıklamaları ve ticari gemilere yönelik saldırı iddiaları, jeopolitik risklerin yeniden fiyatlanmasına yol açtı. Fransız ve Birleşik Krallık bandıralı gemilere yönelik taciz ateşi haberleri ile ABD donanmasının İran’a ait bir kargo gemisine müdahalede bulunduğunu açıklaması, çatışmanın bölgesel ölçekte genişleyebileceği endişelerini artırdı. Trump’ın anlaşma sağlanamaması durumunda İran’ın kritik altyapısına yönelik daha sert adımlar atılabileceğine dair söylemleri ise risk algısını yukarı yönlü baskıladı. Diplomatik cephede ise gözler Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere çevrildi. ABD tarafının “makul bir anlaşma” sunduğunu belirtmesine rağmen, İran cephesinden gelen temkinli açıklamalar ve müzakereler için net bir çerçeve oluşmadığı yönündeki mesajlar, kısa vadede kalıcı bir çözüm ihtimalinin sınırlı kaldığını gösterdi. Genel resimde, küresel piyasalarda fiyatlama davranışı hafta boyunca “jeopolitik risk” ile “diplomatik umut” arasında gidip gelen dalgalı bir yapı sergiledi. Dönemsel olarak risk iştahını destekleyen gelişmeler öne çıksa da, Hürmüz Boğazı merkezli arz risklerinin yüksek kalmaya devam etmesi ve taraflar arasında kesin bir uzlaşı sağlanamaması, piyasalarda temkinli görünümün korunmasına neden oldu. Bu çerçevede kısa vadede fiyatlamalarda ani yön değişimlerinin ve haber akışına duyarlı dalgalanmaların ön planda kalması bekleniyor. Döviz piyasasında Dolar Endeksi haftaya 98,07 seviyesinden başladı. Hafta içerisinde 98,57 seviyesine kadar yükselen endeks, dalgalı seyir izlediği haftayı %0,31 pozitiflik ile 98,43 seviyesinde tamamladı.
EUR/USD paritesi haftaya 1,1795 seviyesinden başladı. Jeopolitik risklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen parite, raporlama haftası içinde İran’ın Hürmüz’ü açtığını söylemesi ile gerileyen dolarla 1,1849 seviyesi zirve seviyesi oldu. Haftanın devamında tekrardan kapatılması, iyimserliğin bozulması ile %0,44 düşüş ile 1,1744 seviyesinde tamamladı. Net EUR kontratlarında, hafif alımların olduğu görüldü. piyasa genelinde yön eğilimi %55 ile uzun tarafta pozisyonların yoğunlaştığı görüldü.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!


















