20–26 Mayıs CFTC raporlama haftasında küresel piyasalarda fiyatlamalar, Orta Doğu merkezli jeopolitik gelişmeler, ABD–İran hattındaki diplomatik temaslar ve enerji piyasalarındaki yüksek volatilite eşliğinde yön bulmaya devam etti. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresine ilişkin belirsizliklerin sürmesi, enerji arz güvenliği endişelerini gündemde tutarken, petrol fiyatlarındaki dalgalı seyir küresel enflasyon beklentilerini yeniden yukarı yönlü baskıladı. Hafta boyunca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelere ilişkin haber akışı fiyatlamaların ana belirleyicisi olurken, Çin ve Pakistan gibi üçüncü aktörlerin sürece daha görünür şekilde dahil olması diplomatik çözüm beklentilerini zaman zaman destekledi. Buna karşın taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların devam etmesi ve özellikle nükleer program, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı’nın statüsüne ilişkin farklılaşan pozisyonlar, sürecin kırılgan yapısını korumasına neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamaları hafta boyunca yakından takip edilirken, Trump yönetimi müzakerelerde ilerleme sağlanabileceğini ancak anlaşma sağlanamaması durumunda yaptırımların artırılabileceğini ve askeri seçeneklerin masada kalmaya devam ettiğini vurguladı. Trump ayrıca, İran ile olası anlaşmanın “ya kapsamlı ve kalıcı olacağı ya da hiç gerçekleşmeyeceği” yönündeki değerlendirmeleriyle pazarlık çerçevesinin sertliğine işaret etti. İran tarafı ise uranyum stokları ve nükleer faaliyetlere ilişkin kırmızı çizgilerini korurken, Hürmüz Boğazı üzerinden geçiş rejimine ilişkin önerilere temkinli yaklaşımını sürdürdü. Jeopolitik cephede Çin’in artan diplomatik rolü dikkat çekerken, Pekin yönetimi İran ve bölge ülkeleriyle yürüttüğü temaslarda diyalog ve müzakere vurgusunu öne çıkardı. Çin’in enerji ithalatında İran petrolüne olan yüksek bağımlılığı, bölgedeki istikrarın Pekin açısından stratejik önemini artırırken, ABD–Çin hattında Orta Doğu kaynaklı risklerin daha belirgin şekilde fiyatlandığı görüldü. Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına verdiği destek de diplomatik çözüm beklentilerini sınırlı ölçüde destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Öte yandan hafta boyunca ABD ve İsrail’in Hürmüz Boğazı çevresindeki İran hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, piyasalarda jeopolitik risk priminin yeniden yükselmesine neden oldu. İran devlet medyası bazı kayıplar olduğunu bildirirken, ABD tarafı operasyonların savunma amaçlı olduğunu açıkladı. Bölgedeki sınırlı askeri tırmanış, ateşkes ve diplomatik süreçlere rağmen risk algısının yüksek kalmasına yol açtı. Enerji piyasalarında ise gelişmeler oldukça sert fiyatlamalara neden oldu. Müzakerelere ilişkin iyimserlik dönemlerinde petrol fiyatlarında geri çekilmeler görülürken, askeri gerilimlerin arttığı dönemlerde sert yükselişler öne çıktı. Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıkların küresel petrol arzının önemli bir kısmını tehdit etmesi, fiyat oynaklığını yüksek seviyelerde tutmaya devam etti. Makroekonomik tarafta yükselen enerji fiyatlarının küresel enflasyon görünümü üzerindeki etkileri merkez bankalarının temel gündem maddesi olmaya devam etti. Özellikle ABD’de güçlü gelen ekonomik veriler ve iş gücü piyasasındaki dayanıklılık, Fed’in kısa vadede gevşeme alanını sınırlarken; enerji kaynaklı enflasyon baskılarının yeniden güçlenmesi, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentilerini destekledi. ABD’de açıklanan veriler ekonomik aktivitenin dirençli seyrini koruduğuna işaret ederken, enflasyon görünümünde enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin devam etmesi Fed’in temkinli duruşunu destekleyen ana unsur olarak öne çıktı. Bu çerçevede piyasalar, Fed’in gelecekteki adımlarına ilişkin yönlendirmelere ve üyelerden gelecek açıklamalara odaklanmış durumda. Fed tarafında ayrıca Trump yönetiminin yeni Fed Başkanı Kevin Warsh üzerinden para politikası çerçevesine etkisi de yakından takip edildi. Warsh’ın geçmişte görece daha gevşek para politikası yanlısı açıklamaları bulunsa da, mevcut enflasyon ve enerji fiyat dinamikleri nedeniyle Fed’in kısa vadede sıkı duruşunu koruyabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, piyasalarda faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesine neden oldu. Avrupa tarafında ise enerji fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon görünümü üzerindeki etkileri dikkatle izlenirken, AMB cephesinden gelen şahin tonda açıklamalar faiz indirim beklentilerini sınırladı. Enerji maliyetlerindeki artışın Avrupa ekonomisi üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendirilirken, para politikasının yönüne ilişkin belirsizlik yüksek kalmaya devam etti. Asya cephesinde ise Japon yeni üzerindeki baskı ve Çin’in diplomatik rolünün artması öne çıkan gelişmeler oldu. Doların güçlü seyri ve Japonya Merkez Bankası’nın temkinli duruşu yen üzerindeki baskıyı artırırken, Çin’in Orta Doğu’da daha aktif diplomatik pozisyon alması küresel risk algısının şekillenmesinde önemli bir unsur haline geldi. Dolar Endeksi haftaya 99,27 seviyesinden başladı. Hafta içerisinde haber akışları ile birlikte dalgalı seyir izleyen endeks, 99,50 üstünü test eden endeks, haftanın sonuna doğru satış olsa da hafif toparlanarak %0,18 negatiflik ile 99,15’te haftayı tamamlamış oldu.
EUR/USD paritesi haftaya 1,1605 seviyesinden başladı. Jeopolitik risklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen parite, raporlama haftası içinde doların zayıfladığı işlem gününde 1,1650 en yüksek seviyesi oldu. Haftanın devamında geri çekilmeler görülse de %0,22 pozitiflik ile 1,1631’de tamamlamış oldu. Net EUR kontratlarında, hafif alımların olduğu görüldü. Piyasa genelinde yön eğilimi %54 ile uzun tarafta pozisyonların yoğunlaştığı görüldü.
Ons altın ise haftaya 4480 dolar seviyesinden başladı. Jeopolitik cephede yer yer iyimser açıklamaların olması altını destekleyerek 4580 dolar en yüksek seviyesi olurken, %0,56 pozitiflik ile raporlama haftasını tamamlamasını sağladı. Net Piyasa geneli yön eğilimi %81 ile uzun tarafta yer aldı.
PDF linkine ulaşmak için tıklayınız.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!
















