29 Nisan–5 Mayıs CFTC raporlama haftasında küresel piyasalarda fiyatlamaların ana belirleyicileri jeopolitik riskler, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve merkez bankalarına yönelik beklentiler olmaya devam etti. Özellikle ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilim, piyasalarda risk iştahını baskılayan en önemli unsur olarak öne çıktı. Trump yönetiminin İran’a yönelik deniz ablukasını uzun süre devam ettirme yönünde aldığı kararlar ve İran limanlarına yönelik kısıtlamaların sürdürülmesi, enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenmesine neden oldu. Brent petrolün 120 dolar seviyesinin üzerine yönelmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki akışın ciddi şekilde kısıtlanması, piyasalarda jeopolitik risk priminin daha kalıcı şekilde fiyatlanmaya başladığını gösterdi. Bununla birlikte taraflar arasında diplomatik temasların tamamen sona ermemesi ve İran’ın dolaylı kanallar üzerinden yeni teklifler iletmeye devam etmesi, piyasalarda tam ölçekli bir kopuş senaryosunun henüz fiyatlanmadığına işaret etti. Bu durum, klasik bir “risk-off” eğiliminden ziyade haber akışına duyarlı ve sert yön değişimlerinin yaşandığı oynak bir fiyatlama davranışını ön plana çıkardı. Jeopolitik cephede tansiyon yüksek seyrini korurken, diplomatik çözüm ihtimalinin zayıfladığı görüldü. Donald Trump’ın İran’ın Pakistan aracılığıyla ilettiği 14 maddelik teklifi “kabul edilemez” olarak değerlendirmesi, taraflar arasındaki beklenti farkının derinleştiğini ortaya koydu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içeren ancak nükleer programı erteleyen teklifine ABD’nin temkinli yaklaşımı, kısa vadede uzlaşı ihtimalini sınırlayan ana unsur oldu. Ayrıca ABD’nin İran’ın gölge bankacılık ağına yönelik yeni yaptırımlar açıklaması, ekonomik baskının artırıldığını ve İran’ın uluslararası finans sistemine erişiminin daha da zorlaşabileceğini gösterdi. İran cephesinden gelen “emsalsiz karşılık” açıklamaları ise jeopolitik risklerin daha geniş bir alana yayılabileceğine yönelik endişeleri artırdı. Enerji piyasalarında ise arz taraflı risklerin belirgin şekilde öne çıktığı bir hafta izlendi. ABD’nin deniz ablukasını sürdürmesi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hareketliliğin artması, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasına neden oldu. Özellikle tanker geçişlerinin ABD eskortu altında sağlanmaya başlanması ve İran’ın buna sert tepki vermesi, piyasaların enerji arz güvenliği konusunda daha hassas hale geldiğini gösterdi. Bunun yanında Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC+ ittifakından ayrılma kararı ve üretim politikasına ilişkin belirsizlikler de enerji piyasalarında oynaklığı artıran gelişmeler arasında yer aldı. Küresel ticaret tarafında ise MSC başta olmak üzere büyük taşımacılık şirketlerinin Hürmüz Boğazı’ndaki riskler nedeniyle alternatif lojistik hatları üzerinde çalışmaya başlaması, arz zinciri maliyetlerinin artabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi. Süveyş Kanalı ve kara yolu entegrasyonunu içeren yeni lojistik planlamalar, küresel taşımacılık maliyetlerinde yukarı yönlü risklerin arttığını ortaya koydu. Makroekonomik tarafta ise gözler başta ABD Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarının mesajlarına çevrildi. Fed, Nisan toplantısında politika faizini beklentilere paralel şekilde %3,50–%3,75 bandında sabit tuttu. Ancak karar sürecinde Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin etkisiyle politika yapıcılar arasında görüş ayrılıklarının belirgin şekilde arttığı görüldü. Dört Fed üyesinin çekimser oy kullanması, 1992’den bu yana en yüksek muhalefet seviyesine işaret ederken, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü üzerindeki etkisi karar metninde öne çıkan başlıklardan biri oldu. Fed Başkanı Jerome Powell mevcut para politikasının uygun olduğunu belirtirken, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu vurguladı. Artan enerji fiyatlarının küresel ölçekte enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekmesi, merkez bankalarının temkinli ve gerektiğinde daha şahin bir duruş sergileyebileceği beklentisini destekledi. Öte yandan Fed tarafında yalnızca para politikası değil, başkanlık süreci de piyasalarda yakından izlendi. Trump’ın aday gösterdiği Kevin Warsh’un Senato sürecinde ilerleme kaydetmesi, Powell sonrası döneme ilişkin beklentilerin fiyatlanmasına neden olurken, para politikasının geleceğine yönelik belirsizliklerin korunmasına yol açtı. Aynı dönemde Euro bölgesi faiz kararı beklentilere paralel şekilde %2,15 sabit bırakırken, İngiltere Merkez Bankası da %3,75 seviyesinde faizleri sabit tuttu. Dolar Endeksi haftaya 98,58 seviyesinden başladı. Hafta içerisinde 99,09 seviyesine kadar yükselen endeks, dalgalı seyir izlediği haftayı %0,16 düşüş ile 98,48 seviyesinde tamamladı.
EUR/USD paritesi haftaya 1,1713 seviyesinden başladı. Jeopolitik risklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen parite, raporlama haftası içinde dolarda geri çekilmesi ile 1,1785 seviyesi zirve seviyesi oldu. Haftanın devamında belirsizliği devam etmesiyle %0,16 düşüş ile 1,1693 seviyesinde tamamlamış oldu. Net EUR kontratlarında, yatay olarak işlemler görüldü. Piyasa genelinde yön eğilimi %54 ile uzun tarafta kalmaya devam etti.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!





















