10-16 Haziran CFTC raporlama haftasında küresel piyasalarda fiyatlamalar, Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri ve enerji arzına yönelik endişelerin etkisiyle dalgalı bir seyir izledi. ABD ile İran arasında karşılıklı askeri operasyonların gündeme gelmesi ve taraflardan gelen sert açıklamalar, yatırımcıların güvenli liman varlıklarına yönelmesine neden olurken, enerji piyasalarında oynaklığın belirgin şekilde yükselmesine yol açtı. Haftanın ilerleyen bölümünde diplomatik temasların yeniden hız kazanması ve tarafların müzakere masasına dönmesine yönelik açıklamalar ise risk iştahında kısmi toparlanma sağladı. Jeopolitik tarafta haftanın ilk bölümünde tansiyon önemli ölçüde yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı üzerinde görev yapan ABD ordusuna ait bir Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü açıklamasının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı İran’a yönelik operasyonlar başlattığını duyurdu. Yapılan açıklamalarda İran’a ait hava savunma sistemleri, radar tesisleri ve askeri kontrol merkezlerinin hedef alındığı belirtilirken, İran yönetimi saldırıların karşılıksız bırakılmayacağını vurguladı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin herhangi bir saldırıya gerekli yanıtı vereceğini ifade ederken, İran basınında Sirik, Cask, Keşm Adası ve Bender Abbas çevresinde patlama seslerinin duyulduğuna yönelik haberler yer aldı. Ayrıca İran’ın Bahreyn’de bulunan ABD Beşinci Filosu’na yönelik insansız hava aracı saldırısı gerçekleştirdiğine ilişkin haber akışı bölgesel risk algısını daha da artırdı. Gerilimin tırmandığı süreçte İran’ın Hürmüz Boğazı’nı petrol tankerleri ve ticari gemiler dahil olmak üzere tüm deniz trafiğine kapattığını duyurması enerji piyasalarında sert fiyat hareketlerini beraberinde getirdi. Küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan boğazın kapanmasıyla birlikte arz güvenliğine yönelik endişeler yeniden ön plana çıkarken, Brent petrol 95 dolar seviyesine yaklaşarak son dönemin en yüksek seviyelerini test etti. ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının tamamlandığını açıklamasına rağmen taraflardan gelen karşılıklı tehditler ve bölgede devam eden askeri hareketlilik, enerji piyasalarında risk priminin yüksek kalmasına neden oldu. Haftanın ikinci yarısında ise diplomatik çözüm umutlarının yeniden güç kazandığı görüldü. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik planlanan yeni hava saldırılarını iptal ettiğini açıklaması ve taraflar arasında yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini belirtmesi piyasalarda olumlu karşılandı. Ardından Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in iki ülke arasında mutabakata varıldığını ve anlaşmanın İsviçre’de imzalanacağını duyurması, jeopolitik risk algısında belirgin iyileşme sağladı. İranlı yetkililerin de anlaşmayı doğrulaması ve tarafların askeri operasyonları sonlandırma konusunda uzlaşıya vardıklarını açıklamaları, küresel risk iştahını destekleyen gelişmeler arasında yer aldı. Anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılacağının ve ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını kaldıracağının açıklanması enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasını sağladı. Böylece savaş döneminde petrol fiyatları üzerinde oluşan risk primi kademeli olarak çözülmeye başlarken, enerji piyasalarında sert yükselişlerin ardından kâr realizasyonları öne çıktı. Bununla birlikte taraflar arasında yürütülecek teknik görüşmeler ve nihai nükleer anlaşmaya ilişkin müzakerelerin devam edecek olması, piyasalarda temkinli iyimserliğin korunmasına neden oldu. Makroekonomik tarafta Çin’den gelen veriler maliyet kaynaklı enflasyon baskılarının güçlendiğine işaret etti. Çin’de ÜFE mayıs ayında yıllık bazda yüzde 3,9 artarak Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, enerji ve emtia maliyetlerindeki yükseliş üretici fiyatlarını destekleyen ana unsur oldu. Buna karşılık tüketici enflasyonunun beklentilerin altında gerçekleşmesi, iç talep tarafındaki kırılganlığın sürdüğünü gösterdi. ABD tarafında ise açıklanan enflasyon verilerinde manşet TÜFE yıllık bazda yüzde 4,2 seviyesine yükselerek son üç yılın en yüksek düzeyine ulaşırken, çekirdek enflasyonun beklentilerin altında kalması Fed’in kısa vadeli politika görünümüne ilişkin belirsizlikleri artırdı. Avrupa tarafında ise Avrupa Merkez Bankası beklentilere paralel olarak politika faizlerini 25 baz puan artırarak para politikasında normalleşme sürecini sürdürdü. ECB Başkanı Christine Lagarde, yükselen enerji maliyetlerinin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurgularken, gerektiğinde ilave sıkılaştırma adımlarının gündeme gelebileceğini belirtti. Ancak banka tarafından aşağı yönlü revize edilen büyüme beklentileri, Euro Bölgesi ekonomisinde stagflasyon risklerinin yeniden tartışılmasına neden oldu. Dolar Endeksi raporlama haftası boyunca hem jeopolitik gelişmeler hem de merkez bankalarına ilişkin beklentilerin etkisiyle dalgalı bir görünüm sergiledi. Güvenli liman talebinin zaman zaman desteklediği endeks, diplomatik çözüm beklentilerinin güç kazanmasıyla birlikte kazançlarının bir bölümünü geri verdi.
EUR/USD paritesi ise yükselen jeopolitik riskler nedeniyle baskı altında kalsa da, haftanın son bölümünde ABD-İran cephesinden gelen olumlu haber akışı ve doların zayıflamasıyla birlikte toparlanma eğilimi gösterdi. Böylece haftaya %0.57 pozitiflik ile 1,1608 seviyesinde tamamlamış oldu. Net EUR kontratlarında ise bir önceki haftaya göre geri çekilmenin olduğu ve piyasa genelinde yön eğiliminin %54 ile uzun tarafta yoğunlaştığı izlendi.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!














