Gelişmekte olan ülke (EM) tahvil piyasaları, jeopolitik risk algısındaki geçici iyileşmenin desteğiyle yeniden güçlü bir ihraç penceresi yakalamış durumda. Nisan ayında dolar ve euro cinsinden EM tahvil ihraçlarının yıllık bazda yaklaşık %200 artarak 46 milyar dolara ulaşması, yatırımcı risk iştahındaki toparlanmayı net şekilde yansıtıyor. ABD-İran hattında iki haftalık ateşkes ve olası barış anlaşmasına yönelik beklentiler, spreadlerin ABD tahvillerine karşı 245 baz puana kadar daralmasına katkı sağladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Polonya gibi düzenli ihraççıların yanı sıra Brezilya ve Katar gibi enerji ihracatçısı ülkelere yönelik talep öne çıkarken, hem büyük ölçekli finansallar hem de daha küçük ihraççılar piyasaya geri dönüş yaptı. İhraç maliyetlerindeki gerileme, ertelenmiş borçlanma planlarının yeniden devreye alınmasını teşvik ederken, nakit pozisyonu güçlü yatırımcıların getiri arayışı EM varlıklarını desteklemeye devam ediyor. Ancak bu iyimser tablo, büyük ölçüde jeopolitik tansiyonun kalıcı olarak düşeceği varsayımına dayanıyor. Dolayısıyla mevcut spread seviyeleri, risk priminin yeniden fiyatlanmasına oldukça açık ve kırılgan bir dengeyi işaret ediyor.
Buna karşın Hürmüz Boğazı çevresinde süregelen askeri gerilim ve abluka, küresel büyüme görünümü üzerinde aşağı yönlü riskleri canlı tutuyor. Enerji ticaretinin kilit arterlerinden biri olan boğazın kapalı kalmaya devam etmesi, arz şokunu derinleştirirken talep tarafında zorunlu bir daralmayı tetikleyerek klasik bir stagflasyonist baskı yaratıyor. Büyük enerji ticaret şirketleri, halihazırda günlük yaklaşık 4 milyon varillik talep kaybına işaret ederken, bu kaybın kalıcı hale gelmesi durumunda küresel resesyon riskinin belirgin şekilde artacağına dikkat çekiyor. Asya başta olmak üzere birçok bölgede petrokimya üretiminin kısılması, havayolu operasyonlarının aksaması ve tarımsal üretimde maliyet şokları reel ekonomi kanalıyla yayılımın başladığını gösteriyor. Öte yandan ABD’de Fed başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’ın “yeni bir enflasyon rejimi” vurgusu ve para politikasında çerçeve değişikliği sinyali, uzun vadeli faiz patikasına ilişkin belirsizliği artırıyor. Fed’in iletişim ve karar alma süreçlerinde olası değişiklikler, zaten hassas olan global finansal koşullar üzerinde ek volatilite yaratabilir.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!




















