Geçtiğimiz hafta küresel tahvil piyasalarının ana gündemini İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riski, petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve bunun enflasyon görünümüne etkileri oluşturdu. Husilerin petrol tankerlerini hedef aldıklarını açıklaması ve Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik risklerinin artması, Hürmüz Boğazı’nda aksayan enerji sevkiyatlarına ilişkin endişeleri daha da güçlendirdi. Brent petrolünün 100 dolar seviyesini aşması, piyasalarda Fed’in yakın dönemde faiz artırabileceği beklentilerini kuvvetlendirirken, temmuz toplantısında 25 baz puanlık artış olasılığı yaklaşık %35’e yükseldi. ABD tahvil eğrisinde 2 ve 5 yıllık getiriler haftalık yaklaşık 15’er baz puan artarak sırasıyla %4,329 ve %4,431’e ulaşırken, 10 yıllık getiri %4,677’ye, 30 yıllık getiri ise %5,154’e çıktı. Ayrıca 10 yıllık enflasyona endeksli tahvil ihalesinin zayıf taleple ve %2,438 reel getiriyle sonuçlanması, yüksek petrol fiyatları karşısında yatırımcıların tahvil talebinin zayıfladığını gösterdi.
Artan jeopolitik risk primi ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, gelişmekte olan ülke kredi risk göstergelerinde genel olarak yukarı yönlü bir seyir izlenmesine neden oldu. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi hafta başından bu yana 7,47 baz puan artarak 244,52 baz puana yükselirken, Bahreyn’in CDS primi 19,98 baz puanlık artışla 315,44 baz puana çıktı. Türkiye Hazine eurotahvillerinde kısa vadeli kıymetler görece dirençli kalırken, ABD faizlerindeki yükseliş ve ülke risk primindeki bozulma orta ve uzun vadeli getiriler üzerinde baskı oluşturdu. İki yıllık eurotahvil getirisi haftalık 3 baz puan gerileyerek %5,567 olurken, 5 ve 10 yıllık getiriler sırasıyla %6,730 ve %7,305’e, 20 yıllık getiri ise %7,944’e yükseldi. Diplomatik çözüm ihtimalinin zayıfladığı mevcut ortamda petrol fiyatları ile Fed beklentileri arasındaki ilişkinin küresel tahvil piyasalarının yönü açısından belirleyici olmaya devam etmesi beklenmektedir.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!



















