
Küresel piyasalarda risk iştahı haftanın ortasında yeniden zayıflarken, petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve ABD tahvil faizlerindeki artış fiyatlamaların ana belirleyicileri oldu. Orta Doğu’daki çatışmaların hafiflememesi ve İran’ın ABD saldırılarının devam etmesi halinde karşılık vereceğine yönelik açıklamaları enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı. Brent petrolün 101 doların üzerine çıkması enflasyon beklentilerini yeniden yukarı taşırken, hisse senetleri ve tahviller eş zamanlı satış baskısı altında kaldı. ABD Hazine Bakanlığı’nın uzun vadeli tahvillerden 6 milyar dolara kadar alım yapacağını açıklaması da piyasadaki beklentilerin altında kalarak uzun vadeli faizlerdeki yükselişi sınırlamakta yetersiz kaldı.
ABD piyasalarında ana endeksler üçüncü işlem gününde de geriledi. S&P 500 %0,5 düşerken, Dow Jones %0,8 ve Nasdaq 100 %0,3 kayıp yaşadı. MSCI Dünya Endeksi de %0,6 geriledi. Son dönemde rekor seviyelere ulaşan hisse piyasalarında, yüksek enerji fiyatlarının şirket maliyetleri ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yeniden fiyatlanmaya başlandı. Bununla birlikte teknoloji tarafında şirket bazlı haber akışı canlılığını korudu. Apple yeni katlanabilir telefon modelini tanıtırken, Google Finlandiya’da yapay zekâ altyapısına 13 milyar euro yatırım yapacağını açıkladı. Dell’in 5 milyar dolarlık tahvil ihracına güçlü yatırımcı talebi gelmesi de yapay zekâ yatırımlarının kurumsal borçlanmayı desteklemeye devam ettiğini gösterdi.
Jeopolitik gelişmeler piyasaların merkezinde kalmayı sürdürüyor. ABD Başkanı Donald Trump petrol fiyatlarındaki yükselişe ilişkin endişeleri sınırlamaya çalışsa da ABD-İran çatışmasında tansiyonun düşeceğine dair henüz somut bir sinyal görülmüyor. İran tarafının saldırıların devam etmesi halinde karşılıkların artırılacağı yönündeki açıklamaları Körfez bölgesindeki enerji arzına yönelik risk primini yükseltti. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki hareket, piyasalarda savaşın tırmanma veya yatışma ihtimalinin en önemli göstergelerinden biri haline gelmiş durumda.
Makroekonomik tarafta yatırımcıların odağı bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verilerine çevrildi. Ağustos ayı üretici fiyat endeksi Perşembe, tüketici fiyat endeksi ise Cuma günü açıklanacak. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkileri Fed’in 15-16 Eylül toplantısı öncesinde daha kritik hale gelirken, para piyasalarında Eylül ayında faiz artırımı ihtimali yaklaşık %60 seviyesine yükseldi. Beklentilerin üzerinde bir CPI verisinin faiz artırımı ihtimalini belirgin şekilde güçlendirebileceği, daha ılımlı bir verinin ise Fed’in mevcut faiz seviyesini korumasını destekleyebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle önümüzdeki iki enflasyon verisinin Fed fiyatlamalarında önemli bir değişime yol açma potansiyeli bulunuyor.

Döviz piyasalarında petrol ve faiz hareketlerine rağmen dolar endeksi yataya yakın kaldı ve yaklaşık yedi ayın düşük seviyelerine yakın seyrini sürdürdü. Euro 1,1630, sterlin ise 1,3545 seviyesinde yatay seyrederken, Japon yeni dolar karşısında %0,2 değer kazandı. Doların yüksek tahvil faizlerine rağmen güçlenmemesi dikkat çekerken, Japon yeni tarafındaki değer kazancında ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Japon para birimine ilişkin açıklamaları etkili oldu.
Emtia piyasasında günün en belirgin hareketi petrol tarafında gerçekleşti. WTI ham petrol %3,9 yükselerek varil başına 96,69 dolar seviyesine çıkarken, Brent petrol 101 doların üzerine yükseldi. Orta Doğu’daki arz kesintisi riskinin yeniden güçlenmesi enerji fiyatlarını yukarı taşırken, petrolün üç haneli seviyelere dönmesi enflasyon görünümü açısından piyasanın temel risklerinden biri olarak öne çıkıyor. Altının ons fiyatı da jeopolitik riskler ve artan belirsizlik ortamında %1 yükselerek 4.399 dolar seviyesine ulaştı.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasasında ise satışlar belirginleşti. ABD 10 yıllık tahvil getirisi 5 baz puan yükselerek %4,84 seviyesine çıktı ve 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. Almanya’nın 10 yıllık tahvil getirisi 8 baz puan artışla %3,44’e, İngiltere’nin 10 yıllık getirisi ise 9 baz puan yükselişle %5,26’ya ulaştı. ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde 6 milyar dolara kadar alım yapacağını açıklaması piyasa tarafından yetersiz bulunurken, yükselen petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini güçlendirmesi de faizler üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırdı.















