
Risk iştahı yeniden zayıflarken, fiyatlamaların merkezine Orta Doğu kaynaklı enerji arzı riski ve bunun Fed politikası üzerindeki olası etkileri yerleşti. Petrol fiyatlarının yeniden yükselerek 90 doların üzerine çıkması, yaklaşan ABD enflasyon verileri öncesinde piyasanın enflasyon endişesini artırırken, para piyasalarında eylül toplantısında Fed faiz artışı olasılığının %50’nin üzerine çıkması hisse ve tahvil piyasalarında baskı yarattı. Buna karşılık teknoloji hisselerindeki görece direnç ve bakırdaki güçlü seyir, riskten kaçışın henüz geniş çaplı bir panik hareketine dönüşmediğini gösteriyor.
ABD hisse senedi piyasalarında satışlar genele yayılırken Dow Jones %1,18 düşüşle 52.786 seviyesine, S&P 500 %0,58 gerileyerek 7.673 seviyesine, Nasdaq ise %0,32 kayıpla 26.421 seviyesine indi. Dow Jones’taki daha belirgin düşüşe karşılık Nasdaq’ın görece dirençli kalması dikkat çekti. S&P 500 içinde yaklaşık hisselerin %71’i günü ekside tamamlarken, sektör bazında sağlık %2,56 ve finansallar %1,43 düşüşle en zayıf alanlar arasında yer aldı. Sanayi, tüketici temel ürünleri ve materyallerde de satış baskısı görüldü. Buna karşılık enerji sektörü petrol fiyatlarındaki yükselişin desteğiyle %1,01, utilities ise %0,86 yükselerek pozitif ayrıştı. Bilgi teknolojileri yalnızca %0,19 gerileyerek geniş piyasanın üzerinde performans gösterdi. Bu tablo, piyasanın yüksek petrol ve faiz riskini daha çok finansallar, sağlık ve döngüsel sektörler üzerinden fiyatlarken, yapay zeka temasına bağlı teknoloji hisselerinde seçici talebin devam ettiğini gösteriyor.
VIX endeksi %2,16 yükselerek 15,63 seviyesine çıktı. Volatilitedeki artış sınırlı olmakla birlikte, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve cuma günü açıklanacak kritik CPI verisi öncesinde korunma talebinin arttığı görülüyor. VIX’in hala görece düşük seviyelerde bulunması ise piyasanın henüz sert bir riskten kaçış senaryosunu temel beklenti haline getirmediğine işaret ediyor.
Avrupa piyasalarında ABD’ye kıyasla daha dirençli bir görünüm izlendi. DAX günü yataya yakın tamamlarken CAC 40 %0,14 yükseldi, FTSE 100 %0,10 ve IBEX %0,12 geriledi. DAX tarafında sanayi sektörü %0,74 ve sağlık %1,13 yükselerek endeksi desteklerken, teknoloji %1,58 ve finansallar %0,46 geriledi. Almanya’da sektör performansının daha dengeli olması endeksin yatay kalmasını sağladı. İngiltere’de ise materyaller %2,50 ile güçlü pozitif ayrışırken, sağlık %1,71 ve tüketiciye duyarlı sektörler %1,29 gerileyerek FTSE 100 üzerinde baskı oluşturdu. Enerji sektörü %0,56 yükselerek yüksek petrol fiyatlarından destek aldı.
Asya tarafında Nikkei %1,70 gerileyerek negatif ayrışırken, Shanghai %0,20 artıda kapandı. Japon piyasalarındaki satışlar, küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve yenin değer kazanmasıyla birlikte değerlendirilebilir. Çin tarafında ise bakırdaki yükseliş ve emtia talebine yönelik beklentiler sınırlı destek sağladı.
Haber akışı tarafında Orta Doğu gelişmeleri piyasanın ana risk başlığı olmaya devam ediyor. ABD’nin Kharg Adası ve Jask çevresinde gerçekleştirdiği saldırılar, savaşın doğrudan İran’ın ekonomik ve enerji kapasitesini hedef alma aşamasına geçebileceği endişesini artırdı. Kharg’ın İran petrol ihracatındaki kritik rolü nedeniyle buradaki herhangi bir kalıcı aksama global petrol arzı açısından önemli sonuçlar yaratabilir. Bunun yanında Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte birini taşıdığı ve çatışmanın başlamasından bu yana trafiğin ciddi ölçüde aksadığı düşünüldüğünde, piyasanın petrol fiyatlarına eklediği jeopolitik primin kısa vadede kolay kolay tamamen ortadan kalkması beklenmemeli.
Şirket haberlerinde ise yapay zeka altyapısı ve yarı iletken sektörü ön planda kalmaya devam ediyor. Meta Platforms, kullanıcı adına görevleri yerine getirebilen yeni bir yapay zeka ajanını tanıttı. Bu ürün, Mark Zuckerberg’in kişiselleştirilmiş AI asistanı vizyonunun daha somut hale geldiğini gösterirken, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekayı yalnızca altyapı yatırımı olmaktan çıkarıp son kullanıcı ürünlerine dönüştürme yarışının hızlandığına işaret ediyor. Qualcomm tarafında ise Amazon’un şirketin veri merkezi çip müşterisi ve yatırımcısı olması önemli bir gelişme oldu. Anlaşma, Qualcomm’un geleneksel mobil işlemci işinin ötesine geçerek hızla büyüyen AI veri merkezi pazarından pay alma stratejisi açısından önemli. Amazon gibi büyük bir hyperscaler’ın müşteri ve yatırımcı olarak dahil olması, şirketin veri merkezi tarafındaki rekabet gücüne yönelik algıyı destekliyor. Intel hisseleri ise DigiTimes’ın şirketin fiyat artışına gitmesinin beklendiğini bildirmesi ve Northland Securities’in hisseyi “outperform”a yükseltmesinin ardından pozitif ayrıştı. Analistler Intel’in yeniden yapılanma sürecinde ilerleme kaydettiğini değerlendirirken, olası fiyat artışlarının marjlar üzerinde destekleyici olabileceği beklentisi hisselere katkı sağladı.
ASML tarafında da olumlu haber akışı vardı. Şirket, önde gelen çip üreticilerinden yeni nesil üretim ekipmanlarının kullanımı konusunda taahhütler aldı ve artan AI hesaplama ihtiyacına cevap verebilmek amacıyla daha geniş kapsamlı bir iş birliği sürecine girdi. Bu gelişme, son dönemde Çin’in yerli yarı iletken ekipmanı geliştirme girişimleri nedeniyle baskı altında kalan ASML açısından talep görünümünün güçlü kalmaya devam ettiğini gösteriyor.Sağlık sektöründe ise negatif şirket haberleri dikkat çekti. Boston Scientific ve Stryker, ayrı ayrı yaşanan siber saldırıların ürünlerin müşterilere ulaştırılmasını aksattığını ve satışları olumsuz etkilediğini açıkladı. Şirketler operasyonel etkinin birkaç ay sürebileceğini belirtti. Haberlerin ardından her iki hissede de satış görülürken, S&P 500 sağlık sektörünün günün en kötü performans gösteren sektörlerinden biri olmasında bu gelişmeler etkili oldu.

Döviz piyasasında dolar endeksi %0,32 gerileyerek 98,83 seviyesine indi. EUR/USD %0,10 yükselerek 1,1626’ya, GBP/USD ise %0,18 artışla 1,3538’e çıktı. Günün en dikkat çekici FX hareketi ise yen tarafında yaşandı; JPYUSD kontratı %1,45 yükseldi. Normal şartlarda artan Fed faiz beklentisinin doları desteklemesi beklenebilirdi ancak jeopolitik risklerin güvenli liman talebini yene yönlendirmesi ve dolar tarafındaki pozisyon azaltımı bu ilişkiyi sınırladı. Dolayısıyla FX piyasasında klasik bir faiz farkı fiyatlamasından ziyade güvenli liman ve pozisyonlama etkisinin daha baskın olduğu görülüyor.
Emtia tarafında günün ana hikayesi yeniden petrol oldu. WTI kontratı %2,78 yükselerek 94,02 dolara çıkarken Brent yaklaşık 99 dolar seviyesine yerleşti ve haber akışının ardından yükselişini sürdürdü. ABD ordusunun İran’ın Kharg Adası yakınlarındaki ve Jask limanındaki hedefleri vurduğuna ilişkin haberler, arz kesintisi riskini yeniden fiyatlamanın merkezine taşıdı. Kharg Adası’nın İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık %90’ının yüklendiği ana merkez olması, gelişmenin enerji piyasası açısından önemini artırıyor. Daha önce ABD saldırılarının ağırlıklı olarak askeri varlıklarla sınırlı kalmasına karşın enerji altyapısının hedef alınabileceğine yönelik risk, petrol fiyatlarındaki risk primini belirgin biçimde yukarı taşıyor. Burada kritik nokta, petrol fiyatlarının artık yalnızca jeopolitik bir varlık olarak değil Fed beklentilerinin de temel belirleyicilerinden biri haline gelmesi. WTI’ın orta 90 dolar bölgesinde kalması veya yeniden üç haneli seviyelere yaklaşması, benzin fiyatları üzerinden manşet enflasyonu yukarı çekebilir ve Fed’in faiz artışı ihtimalini güçlendirebilir. Bu nedenle enerji piyasasındaki hareket artık doğrudan tahvil, dolar ve hisse senedi fiyatlamasına aktarılıyor.
Değerli metallerde ise petrolün aksine satış görüldü. Altın %1,57 düşüşle 4.406,30 dolar seviyesine gerilerken gümüş %0,51 kaybetti. Jeopolitik risklerin yükseldiği bir günde altının düşmesi ilk bakışta dikkat çekici olsa da ABD faizlerinde yukarı yönlü hareket ve Fed’in yeniden sıkılaşabileceğine ilişkin beklentiler değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor. Buna karşılık bakır %1,34 yükselerek güçlü seyretti. Bakırdaki bu hareket, küresel arz sıkışıklığı ve tarife endişelerinin yanında maden tarafındaki üretim sorunlarının fiyatlara yansıdığını gösteriyor.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasasında ise satış baskısı özellikle kısa vadelerde yoğunlaştı. ABD 2 yıllık tahvil getirisi 2,5 baz puan yükselerek %4,39’a, 5 yıllık getiri 1,8 baz puan artarak %4,56’ya çıktı. 10 yıllık tahvil getirisi %4,79’a, 30 yıllık getiri ise %5,25 seviyesine yükseldi. Kısa taraftaki daha güçlü yükseliş, Fed’in eylül toplantısında faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin doğrudan fiyatlandığını gösteriyor. Para piyasalarında faiz artışı ihtimalinin %50’nin üzerine çıkması, front-end için en önemli baskı unsuru haline gelmiş durumda.
Bu hafta tahvil piyasasında yalnızca Fed beklentileri değil, Hazine’nin buyback programı da yakından takip ediliyor. Hazine Bakanı Scott Bessent’in uzun vadeli tahviller için geri alım programını en az iki katına çıkaracağını açıklamasının ardından piyasa, operasyon başına geri alım büyüklüğünün ne kadar olacağını fiyatlıyor. Beklentiler oldukça geniş bir bantta.
Fed tarafında ise haftanın belirleyici verileri PPI ve özellikle cuma günkü CPI olacak. Ağustos manşet CPI’ın aylık %0,4 artması bekleniyor; bu yükselişte enerji ve özellikle benzin fiyatlarının önemli rol oynaması bekleniyor. Çekirdek CPI’ın ise aylık %0,2 artması ve yıllık çekirdek enflasyonun %2,4’e gerilemesi öngörülüyor. Bu nedenle veri kompozisyonu oldukça kritik. Çekirdek enflasyon beklentilere paralel veya altında kalırsa Fed üzerindeki faiz artırma baskısı bir miktar azalabilir. Ancak petrol fiyatları 90 doların üzerinde kalmaya devam ederse piyasa tek bir olumlu CPI verisinin kalıcı rahatlama yaratıp yaratmayacağını sorgulayacaktır. Perşembe günü açıklanacak PPI verilerinde ise hem manşet hem çekirdek göstergelerde hızlanma bekleniyor. Üretici fiyatlarının İran savaşı ve tedarik zinciri aksaklıklarının daha doğrudan etkilerini göstermesi bekleniyor.
Gelişmekte olan ülke risk primlerinde ise görece sakin bir görünüm var. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 218 seviyesinde yatay kalırken, Brezilya CDS’i 7 baz puan düşüşle 112 seviyesine geriledi. Güney Afrika ise 115 seviyesinde değişmedi. Türkiye CDS’inin petrol fiyatlarındaki sert yükselişe ve global faizlerdeki artışa rağmen belirgin şekilde açılmaması dikkat çekici. Bununla birlikte yüksek enerji fiyatlarının kalıcı hale gelmesi durumunda Türkiye gibi net enerji ithalatçısı ülkelerde cari denge ve enflasyon kanalı üzerinden risk primi üzerinde yeniden baskı oluşabilir.















