Optik tarafında muazzam bir yükseliş yaşandı. Nvidia GTC etkinliği öncesi tartıştığımız değişim tam gaz devam ediyor ve Lumentum ile Coherent şirketlerinin bilanço açıklamaları ile de tescillenmiş durumda. Optik tarafında gördüğümüz değişim, çipler arası, serverlar arası ve veri merkezleri arası bir seçenek olmanın yanı sıra artık çip içi ekipmanlar arasında da bir bağlantı alternatifi konumunda. Bunun hızına dair farklı yorumlar olsa da ve bakır kablolar hala hayatımızda olmayı sürdürecek olsalar da optik tarafındaki dönüşüm, yakın gelecekte AI sermaye harcamalarında payını arttırarak devam ettirecek ve kalıcı bir dönüşüm olacak. İlk hareketin ardından güncel durumu bir konuşmak faydalı olacaktır.
Nvidia, Broadcom gibi devlerin yanı sıra networking alanında Marvel’in de bu alana yatırım yapması, sektörde çok ciddi bir hareketlilik yarattı. Poet ve Light Wave gibi şirketlere de buradaki hareketli gündemleri nedeniyle değineceğiz.
Lumentum ve Coherent açıklamalarına baktığımızda sektörün hızlı bir şekilde arz yetersizliğine ulaştığını görüyoruz. Finansman ve talep tarafında hala oldukça esnek olan AI harcamaları çok hızlı şekilde siparişlerde kendisini gösterebiliyor ve bu nedenle hem arz sıkıntıları yaşanıyor hem de hisse fiyatların da çok sert hareketler yaşanıyor. Optik tarafında yaşanan arz sıkıntısını aşmak için kullanılacak ana yöntem, wafer’ların büyümesi olarak öne çıkıyor. Wafer dediğimiz katman, tam olarak bildiğimiz silikon wafer’lardan farklı bir yapı, sillikon materyeli computing alanında güçlü bir materyel olsa da elektrik sinyallerini ışık ve lazere çevirme konusunda pek elverişli bir altyapı sağlamıyor. Bu nedenle Indium Phoshpite (INP) materyeline başvuruluyor. Bu materyelin üzerine ise çiplerde olduğu gibi katman katman işlemeler ve paternler ekleniyor ancak bu süreçler atomik seviye yapıldığı için farklı bir ekipman ihtiyacı yaratıyor.
Önce kritik ekipmanlara bakalım. Transceiver dediğimiz ürünler, Elektrik sinyallerini ışığa çeviriyor ve bu ışığın fiber kablolar ile hedef noktadaki switchlere ulaşmasını sağlıyor. Işığa çevrilen elektriğin üzerine veriyi ekleyen ve ışığın yola veri eşliğinde çıkmasını sağlayan ekipmanın adı ise Modülatör. Bu iki ekipman da INP wafer’ları üzerinden inşa ediliyor. Bu nedenle INP wafer üretiminde ciddi bir arz açığı mevcut. Bu sorunun üstesinden gelmek için wafer’ların boyutlarının genişletilmesi hedefleniyor, mevcut üretim metodlarının daha büyük wafer’larda daha iyi verim vereceği tahmin ediliyor ancak wafer genişletildiğinde verimin de artması isteniyorsa ara ekipman ihtiyacı çok daha yüksek oluyor. Önce zeminden bahsedelim, INP wafer zeminlerini temelinde AXT şirketi hazırlıyor ve en büyük üretici olduğunu söyleyebiliriz. Bu zeminin üzerine katmanları yerleştirmek, MOCVD denen ekipmanlar sayesinde yapılabiliyor. Bu ekipmanlar gaz halindeki kimyasalları wafer’lara göndererek çok ince kristal katmanlar inşa edebiliyorlar. Aixtron şirketinin bu kadar sert değer kazancı da aslında buradan geliyor, MOCVD ekipmanlarının en büyük oyuncusu Aixtron, takipçisi ise Veeco. Bu katmanları yerleştirirken MOCVD makinasının ana avantajı yüksek ölçek ile üretime müsait olması ancak bugün optik teknolojisinin kullanım alanları çok genişlediği için ve çip, sistem mimarileri oldukça karmaşık hale geldiği için daha sofistike talepler de çıkabiliyor. Örneğin bu ışık, lazer üretimi sürecinde Lumentum’un rakibi olan SIVE şirketi daha düşük güçte lazer üretebiliyor ancak spesifik taleplere cevap vermede daha uygun olduğu için sektör uzmanları tarafından savunuluyor. MBE ekipmanı daha spesifik ve daha düşük hacim için tasarlanmış bir ürün. Burada ise güçlü oyuncu Riber ancak Veeco burada da ikinci oyuncu konumunda ve yeni çıkardığı ürünler sayesinde MBE’lerin daha geniş ölçekte çalışmasını sağlayabiliyor gibi görünüyorlar. Riber’den Pazar payı alması beklentisi mevcut. BTO adlı alternatiften de bahsedelim, BTO ürünü, silikon materyelinin ışık üretme sürecindeki zayıflığını azaltmayı hedefleyen bir ekipman ve veriyi ışığa yükleyen modülatörlerin çok daha hızlı ve ufak olmasını sağlıyor. Şu anda BTO üzerinden önemli bir beklenti olduğunu görüyoruz ve sektördeki yeni soluk burası olabilir. BTO’lar çok ince zeminler üzerinde çok hassas çalışmalar yapabildiği için üreticisi olan Veeco ve Riber şirketleri için kuantum bilgisayarlar gibi alanlarda da kapılar açılıyor, Rocket Lab, solar panellerinde bu ekipmanı kullanacağını açıklarken BTO ürünün EUV hatlarında da çalışacağını görüyoruz. Tüm bu süreçlerin uygulaması ve desenlerin sahaya inmesi tarafında ise Oxford Industruments şirketi öne çıkıyor, epitaxy ve back end denen hatlarda görev alıyor şirket. Üretimin kalan hatların baktığımızda silikon materyeli üzerinden ışık aktarımını sağlayan yani photonic silicon ürününü üreten ana oyuncular Global Foundries ve Tower Semiconductor, test tarafında Jabil, Viavi, Teradyne güçlü oyuncular. Jabil aynı zamanda termal ve güç ekipmanları üreticisi olduğu için bu ürünlerin bir entegratörü konumunda ve soğutma gibi alanlardaki gücünden faydalanarak optik alanında kritik devralmalar yapmış, önemli bir yer edinmiş vaziyette. Ancak değer zinciri olarak baktığımızda ana ekipmanların üreticileri ve Lumentum, Coherent oyuncuları aslan payını alıyor olacaklar, Jabil gibi şirketler biraz daha düşük betalı kalacaklardır.
Görüleceği üzere Veeco en çok telaffuz edilen ve Pazar payı arayışında olan şirket Veeco konumunda, yüksek betalı olarak Çin lisanslarında yaşanan lisans sorunundan dolayı piyasanın satış ile karşılık verdiği bilanço sonrasında portföyde değerlendirmek adına göz atılmalı. Diğer ekipman üreticileri olan Lam Resarch, KLA gibi devler de elbette bu yükselişten faydalanıyor olacaklar ancak portföyleri içerisinde düşük bir oran tuttuğu için doğrudan yatırım ihtiyacına cevap vermeleri biraz zor görünüyor. Yarı iletken ekipman şirketleri, Intel ve Samsung’un da oyuna girmesi sayesinde TSMC bağımlılığından çok yavaş adımlarla olsa da çıkıyor, hafıza tarafında yaşanan kriz ise yepyeni bir soluk olmuş durumda. Artık milyar USD seviyelerinin üzerindeki bir sektörün önemli ekipman üreticileri olan bu saydığım hisse senetlerinin portföylerde bulunabileceği kanaatindeyim.
Şimdilik optik sektöründeki durum bu. Önümüzdeki günlerde gelişmeler oldukça bilgilendirmeye devam edeceğiz. Metalurji tarafındaki gelişmeler ve Moore kanunu gibi disiplinlerin artık farklı sektörlerde kullanılma ihtiyacı, bizlere optik alanındaki ekipman şirketlerinin de uzmanlıklarından faydalanarak çok özel yeni pazarlar yaratabileceğini düşündürüyor, şimdiden tahminler ve ön görüşmeler uzay ve çip üretimi tarafı için başladı bile.
Bu dönüşümün yavaş olacağına inanılıyor ise Credo ve Astera Labs şirketleri taşınabilir, bu şirketler şu anda saydığımız tüm bu değer zincirinin üzerindeki hizmet katmanı benzeri konumlandırıyorlar ve müşteriye olan yakınlıklarını bir avantaj olarak kullanabileceklerini düşünüyorlar. Cisco, Ciena gibi şirketlerin dahi Lumentum’u tehdit ettiği ve git gide çözümlerin daha entegre hale geldiği dönemde optik altyapısı şirketleri Credo’nun ürünlerinin çıkış noktası olan sinyal temizleme ihtiyacını kısmen azaltmayı başarıyorlar, Astera için ise kendi protokollerini ortaya koymakta çok uzak değiller. Şu anda için Astera Labs biraz daha güvenilir bir bölgede diye düşünüyorum, portföyde optik oyuncularının yanında defansif bir oyuncu olarak değerlendirilebilir. Her iki şirket de optik alanında dönüşüm çok güçlü olmadığı senaryoda faydalanabilir görünüyorlar, dönüşüm hızlandığında ise pozisyonları tamamen kapatmak gerekeceği kanaatindeyim.
Utku Oktay Acundeğer





















