ABD & Avrupa Hisse Senedi Piyasaları

Küresel hisse senedi piyasalarında gün genelinde satıcılı ve temkinli bir seyir izlendi. ABD endeksleri günü negatif tamamladı; Dow Jones %0,65, S&P 500 %0,67 ve Nasdaq %0,84 değer kaybetti. Özellikle ABD tahvil faizlerinde görülen sert yükseliş ve 30 yıllık tahvil getirisinin 2007’den bu yana en yüksek seviyelere ulaşması, hisse senedi piyasaları üzerinde baskı yarattı. Uzun vadeli borçlanma maliyetlerindeki artış, şirket değerlemeleri ve özellikle büyüme hisseleri açısından negatif fiyatlandı. Günün ana başlıklarından biri Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırı tehdidi oldu. Trump, İran’ın ABD’nin barış şartlarını kabul etmemesi halinde yeniden “büyük bir darbe” vurabileceklerini ifade ederken, bu açıklama piyasalarda jeopolitik belirsizliği canlı tuttu. Buna karşın yatırımcılar, daha önce de benzer tehditlerin ardından geri adım atıldığını dikkate alarak haber akışını sınırlı fiyatladı. Bu nedenle satış baskısı daha çok tahvil faizlerindeki yükseliş ve enflasyon endişeleri üzerinden şekillendi. Özellikle uzun vadeli ABD tahvil faizlerindeki yükselişin hisse piyasaları açısından kritik bir eşik olarak görülmesi dikkat çekti. 30 yıllık tahvil faizinin %5 seviyesinin üzerine çıkmasıyla birlikte yatırımcıların, hisse senedi risk primi ile tahvil getirileri arasındaki dengeyi yeniden değerlendirmeye başladığı görüldü. Piyasada, yüksek tahvil getirilerinin şirketlerin finansman maliyetlerini artırabileceği ve ekonomik aktivite üzerinde baskı yaratabileceği endişeleri öne çıktı.
Küçük ölçekli şirket hisselerinde satış baskısının daha belirgin olması da bu görünümü destekledi. Teknoloji hisseleri tarafında da gün içerisinde baskı izlendi. Her ne kadar yapay zeka teması ve güçlü teknoloji yatırımları uzun vadeli destekleyici unsurlar olmaya devam etse de, yükselen faiz ortamı özellikle yüksek çarpanlı büyüme hisseleri üzerinde baskı yarattı. Bunun yanında yatırımcıların, Fed’in faiz indirimi yerine yeniden faiz artırımı ihtimalini fiyatlamaya başlaması teknoloji hisselerindeki değerlemeler açısından negatif algılandı.
Avrupa tarafında ise daha karışık bir görünüm izlendi. DAX %0,38 yükselirken, FTSE 100 %0,07 sınırlı artış kaydetti. CAC 40 %0,07 ve IBEX %0,48 düşüşle negatif ayrıştı. Avrupa piyasalarında da küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve enerji kaynaklı enflasyon endişeleri baskı yaratırken, endeks bazında ayrışmalar dikkat çekti. Asya tarafında Nikkei %0,44 düşerken, Shanghai endeksi %0,92 yükselişle pozitif ayrıştı. Çin piyasalarının görece güçlü kalmasında, yatırımcıların bölgesel destekleyici adımlara yönelik beklentilerinin etkili olduğu değerlendirildi. VIX endeksinin %1,74 yükselmesi ise piyasalarda risk algısının yeniden arttığına işaret etti.
Emtia & FX Vadeli Kontratları (Futures)

Döviz piyasalarında dolar endeksi %0,17 yükselerek 99,28 seviyesine çıktı. EUR/USD %0,23 gerileyerek 1,1618 seviyesine inerken, GBP/USD tarafında sınırlı negatif görünüm izlendi. Japon yeni tarafında ise yatay seyir dikkat çekti. Doların güçlenmesinde, ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve piyasanın Fed’e yönelik faiz artışı ihtimalini yeniden fiyatlamaya başlaması etkili oldu. Emtia tarafında petrol fiyatları dalgalı seyrin ardından düşüş kaydetti. Petrol kontratı %0,82 gerileyerek 107,77 seviyesine çekildi. Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırı tehdidi fiyatlarda kısa süreli yukarı yönlü baskı yaratsa da, NATO’nun Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini destekleme ihtimalini değerlendirdiğine yönelik haber akışı petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü etki yarattı. Hürmüz Boğazı’nın erken açılabileceği veya arz akışının beklenenden hızlı normale dönebileceği beklentisi, piyasada arz risk priminin bir kısmının geri verilmesine neden oldu. Bununla birlikte petrol fiyatları halen yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. İran savaşının başladığı dönemden bu yana Brent fiyatlarındaki güçlü yükseliş, enerji kaynaklı enflasyon endişelerini canlı tutuyor. Ayrıca ABD’nin İran bağlantılı bir gemiye el koyduğu ve barış görüşmelerinde sınırlı ilerleme sağlandığına yönelik haberler, petrol piyasasında volatilitenin sürebileceğine işaret ediyor. Değerli metaller tarafında altın %1,52 düşüşle 4.488 seviyesine gerilerken, gümüşte %4’ün üzerinde sert satış görüldü. Tahvil faizlerindeki yükseliş ve doların güçlenmesi, değerli metaller üzerinde baskı yarattı. Bakır da %1,90 gerileyerek sanayi metalleri tarafında risk iştahındaki zayıflamayı yansıttı.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasalarında günün ana teması küresel çapta görülen satış baskısı ve yükselen getiriler oldu. Özellikle ABD tahvil piyasasında uzun vadeli faizlerde sert yükseliş dikkat çekti. ABD 30 yıllık tahvil faizinin %5,18 seviyesine yükselmesi ve gün içerisinde 2007’den bu yana en yüksek seviyelerin test edilmesi, piyasalarda enflasyon ve mali risk endişelerinin yeniden ön plana çıktığını gösterdi. ABD 2 yıllık tahvil faizi %4,12, 5 yıllık tahvil faizi %4,33 ve 10 yıllık tahvil faizi %4,67 seviyesinde günü tamamlarken; getirilerde eğrinin genelinde 5 ila 9 baz puan arasında yükseliş görüldü. Tahvil faizlerindeki yükselişte, İran savaşı sonrası yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon beklentilerini bozması etkili olurken, ABD bütçe açığı ve artan borçlanma ihtiyacına yönelik kaygılar da uzun vadeli tahviller üzerinde baskı yarattı. Piyasa, Fed’in yakın dönemde faiz indirimi gerçekleştirmesinden ziyade gerektiğinde daha sıkı bir duruş sergileyebileceği ihtimalini fiyatlamaya devam ediyor. Özellikle Kevin Warsh’ın Fed başkanlığı sürecine yaklaşılırken, piyasada “yüksek faiz daha uzun süre” temasının güç kazandığı görülüyor. Warsh’ın göreve başlayacağı dönemde karşı karşıya kaldığı tablo da piyasalarda dikkatle takip ediliyor. Bir yandan Beyaz Saray’dan faiz indirimi baskısı sürerken, diğer yandan enerji fiyatlarındaki yükseliş ve güçlü ekonomik görünüm Fed içerisindeki şahin duruşu destekliyor. Piyasalarda, Fed’in bir sonraki adımının faiz indirimi yerine faiz artışı olabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi, uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı taşımaya devam ediyor. Avrupa tahvil piyasalarında da satış baskısı izlendi. İngiltere başta olmak üzere Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya tahvil getirilerinde yükselişler dikkat çekerken, enerji fiyatlarının enflasyon görünümünü bozabileceği endişesi bölge tahvilleri üzerinde baskı yarattı. Gelişmekte olan ülke risk primleri tarafında ise sınırlı bozulma görüldü. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi 4 baz puan artışla 249 seviyesine yükselirken, Güney Afrika CDS’i 1 baz puan artış gösterdi. Brezilya CDS’i ise 1 baz puan geriledi. Küresel tahvil piyasalarındaki satış baskısı ve risk iştahındaki zayıflama, gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.
















