Nisan ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1-haftalık repo (politika) faizini %37, ABD-İran savaşının başlangıcından bu yana fiili fonlama kanalı durumunda olan gecelik borç verme faizini de %40 düzeyinde sabit tuttu. Bu sayede 11 Haziran tarihindeki PPK toplantısı öncesinde fonlama kanalının 1-haftalık repoya kaydırılması suretiyle “örtük gevşeme” yapılmasına açık kapı bırakıldı.
Son günlerin piyasa beklentileri ile uyumlu olan kararın sermaye piyasaları üzerinde önemli bir etkisi olmadığını görüyoruz. Toplantıdan 10 gün kadar hafta kadar önce cevap verilen anketlerde piyasa ikiye bölünmüş, bizim de dahil olduğumuz 12 ekonomist 300 baz puan faiz artışı bekleyen kalabalık azınlığı oluşturmuştu. Ancak son günlerde rezervlerdeki toparlanma, artan reel sektör endişesi ve ABD-İran görüşmelerinin devam etmesi gibi gelişmeler sonrası İş Yatırım dahil çoğu oyuncu beklentisini faizin sabit kalacağı şeklinde değiştirmişti.
Faiz kararına ilişkin basın duyurusunda enflasyona ilişkin paragraf “görece güvercin”. Faiz artışına gidilmemesinin gerekçesi olarak Mart verisinde enflasyon ana eğiliminin gerilemesine işaret ediliyor. Nisan ayında ana eğilimin yükseleceği kabul edilse de “bir miktar” gibi ölçülü bir ifade ile nitelendiriliyor. Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentilerindeki bozulmaya herhangi bir atıfta bulunulmuyor.
Enflasyon beklentilerindeki kötüleşmeye değinilmemesi dikkat çekici. Piyasa katılımcıları anketi yıl sonu enflasyon beklentisi savaş öncesine göre 3,4 yüzde puan artarak %27,5 düzeyine geldi. Petrol şokunun enflasyon etkisine yönelik 31 Mart tarihli TCMB çalışması 12 aylık periyotta 85 dolar ortalama Brent varil fiyatı varsaydığında 1,3 yüzde puan etki hesaplıyor. Mevcut iletişim TCMB yönetiminin piyasa katılımcılarının revizyonlarını abartılı bulduğunu hissettiriyor.
Diğer yandan basın duyurusunun para politikası ile ilişkili paragrafına “Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” gibi “şahin görünümlü” bir ifade eklenmesi ve “gerekirse sıkılaşma” vurgularının korunması TCMB yönetiminin veri bazlı bekle-gör stratejisini sürdüreceğini, 11 Haziran öncesinde “örtük gevşeme” senaryosunun rezervlerde iyileşme görülse de garanti olmadığını söylüyor.
Beklentilerdeki bozulmaya yer vermeyen TCMB’nin bekleyip görmeyi planladığı veriler (rezervler bir yana) muhtemelen Nisan ve Mayıs aylarının enflasyon gerçekleşmeleri olacak. Bu bağlamda basın duyurusunun enflasyona dair bölümüne eklenen “enerji şokunun ikincil etkileri” vurgusu 4 Mayıs tarihinde yayımlanacak (ve enerji şokunun doğrudan etkilerini yansıtan) Nisan TÜFE verisi yerine 5 Haziran tarihinde yayımlanacak Mayıs TÜFE verisine odaklanılacağını düşündürüyor. Mayıs enflasyonu ve ana eğilimi olumlu bir sinyal üretir ve jeopolitik gündem destekleyici olursa 6-11 Haziran aralığında örtük gevşeme görebiliriz.
Sabit faiz kararı sonrası yıl sonu tahminlerimizde değişikliğe gitmedik. Baz senaryomuzda ABD-İran ateşkesinin sürdüğünü, Mayıs-Haziran aylarında Hürmüz gemi trafiğinde kayda değer bir iyileşme olduğunu ve 2026 yılı ortalama Brent petrol fiyatı 85 dolar düzeyinde gerçekleştiğini (Mart 2026-Şubat 2027 87 dolar) varsayıyoruz. Söz konusu senaryoda Temmuz PPK toplantısına kadar fonlama kanalı tamamen %37 düzeyindeki 1-haftalık repo faizine kaydırılmasını, Temmuz-Aralık dönemindeki 4 toplantıda 300 baz puan faiz indirilmesini bekliyoruz. Yıl sonunda %34 politika faizi, %27,5 enflasyon bekliyoruz.
Serhat Gürleyen, Araştırma Direktörü
Dağlar Özkan, Ekonomist
























