Bu hafta ABD Hazine tahvilleri, yoğun veri ve haber akışı arasında genel olarak dar bantta dalgalanan getiriler ve eğride yön değiştiren hareketler ile tamamlandı. Haftanın ana belirleyicileri; Fed toplantısı ve haftanın sonuna doğru öne çıkan siyasi gelişmeler oldu. Hafta başında güçlü 2 yıllık tahvil ihalesi ve artan dolaylı yatırımcı talebi, kısa vadeli getirilerde aşağı yönlü baskı yaratırken eğrinin yataylaşmasına neden oldu. Güçlü gelen makro verilere bağlı kısa süreli satışlar ise hızlı biçimde alımla karşılandı. Avrupa tarafında Fransa’daki bütçe belirsizliğinin azalması, küresel tahvil piyasalarını destekleyerek ABD tahvillerine de ek bir zemin sağladı. Haftanın ortasında hareketler daha çok eğri dinamikleri üzerinden şekillendi. Zayıf gelen tüketici güveni verisi ön ucu desteklerken, uzun vadeli tahvillerde satışlar öne çıktı ve eğri belirgin biçimde dikleşti. 5 ve 7 yıllık tahvil ihaleleri beklentilere yakın talep görse de, ihale sonuçları piyasada kalıcı bir yön değişimi yaratmadı. Çarşamba günü gerçekleşen FOMC toplantısı ve Powell’ın basın toplantısı, piyasalarda sınırlı bir etki yarattı. Fed’in büyümeye ilişkin tonunu bir miktar daha olumluya çevirmesine rağmen, para politikasının ileriye dönük seyrine ilişkin net sinyal vermemesi nedeniyle faiz beklentileri büyük ölçüde korundu. Piyasalar yıl sonuna kadar yaklaşık iki faiz indirimi beklentisini fiyatlamaya devam etti. Haftanın sonuna yaklaşılırken artan riskten kaçış eğilimi ve Fed başkanlığına ilişkin haber akışı, özellikle uzun vadeli ABD tahvillerinde satış baskısını beraberinde getirdi. Kevin Warsh’ın Fed başkanlığı için öne çıkmasıyla birlikte daha şahin bir politika duruşu beklentileri güçlenirken, uzun uç getiriler yükseldi. Kısa vadeli getiriler görece daha sınırlı hareket ederken, bu ayrışma eğrinin hafta kapanışına doğru uzun uç öncülüğünde dikleşmesine yol açtı.
Bu hafta, gelişen piyasalar büyük ölçüde olumlu bir seyir izledi; bunun arkasında zayıf dolar eğilimi ve merkez bankalarına yönelik beklentiler vardı. Ancak haftanın son günlerinde küresel risk iştahındaki düşüş, kazanımların bir kısmının geri verilmesine neden oldu. Hafta başında doların değer kaybetmesi ve gelişmiş ülke para politikalarındaki belirsizlikler, gelişen ülke para birimleri ve hisse senetlerine olan talebi destekledi. Bu süreçte EM varlıkları genel olarak yükseliş gösterirken, yatırımcı ilgisi özellikle likiditesi yüksek piyasalara yoğunlaştı. Fed’in faizleri sabit bırakması ve geleceğe yönelik mesajlarında sıkılaşma sinyali vermemesi de bu olumlu görünümü güçlendiren faktörler arasındaydı. Haftanın sonuna doğru ise risk iştahı zayıfladı; küresel teknoloji hisselerindeki düzeltmeler, jeopolitik gelişmeler ve doların toparlanma eğilimi, gelişen piyasalarda daha temkinli bir duruşa yol açtı. Sonuç olarak, gelişen piyasalar haftayı genel olarak pozitif bir seyirle tamamlarken, artan oynaklık ve seçici risk alma eğilimi dikkat çekti. Türkiye özelinde ise, hafta başında güçlü küresel risk iştahıyla 5 yıllık CDS primi yaklaşık 215 baz puan civarında sakin bir görünüm sergilerken, haftanın sonuna doğru artan riskten kaçışla birlikte 220 baz puanın üzerine çıktı.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!

















