Genel Değerlendirme
Türkiye ekonomisi yavaşlamaya devam ediyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) yıllık %2,3 (2026 Ç1: %2,6, 2025 Ç4: %3,5) reel büyüme kaydetti. Piyasa (%2,8) ve İş Yatırım (%2,5) tahminlerinden düşük, önceki çeyreğe göre yavaşlayan bir yıllık büyüme görüyoruz.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYİH serisi çeyrekten çeyreğe %1,1 (2026 Ç1: %0,3, 2025 Ç4: %0,3) büyüyor. Bu rakam son 4 çeyreğin en güçlü rakamı ve %1,0 düzeyindeki tahminimize çok yakın. Genellikle mevsim ve takvim etkileri düzeltilmiş seriyi ham veriye kıyasla daha isabetli tahmin edebiliyoruz. Ancak çeyreklik büyümenin oynak seyri sebebiyle mevcut konjonktürde yıllık rakama (veya birazdan değineceğimiz çıktı açığı göstergelerine) bakmak daha doğru olabilir.
Tek değişkenli Hodrick-Prescott filtreleri kullanarak hesapladığımız çıktı açığı göstergeleri %-0,1 ve %-1,1 düzeylerinde. Önceki çeyreğe göre büyümenin “potansiyele” yaklaşmasının aslında fazla haber değeri yok; filtreleme metodolojisi ile alakalı teknik bir konu. Sonuç olarak büyümenin potansiyelin %1 kadar altında olduğunu tahmin ediyoruz. 2023’teki deprem kaynaklı şoku hariç tutarsak son 23 çeyreğin en düşük ikinci çıktı açığı rakamlarını görüyoruz.

Verinin detayları hanehalkı tüketimi, iç talep ve hizmetlerdeki yavaşlamanın iyice belirginleştiğini, net ihracat ve sanayi sektörünün büyümeye katkısının arttığını söylüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık repo fonlamasına dönüş kararını destekleyen, dezenflasyon programının doğrultusu ile nispeten uyumlu bir veri görüyoruz.
Ancak döneme özgü çeşitli faktörler sebebiyle GSYİH verisinin iç talebin seyrini olduğundan biraz daha zayıf gösteriyor olması da mümkün. Net ihracattaki iyileşme de anlamlı bir “yeniden dengelenmeden” çok konjonktürel gelişmeler ve zayıf verinin düzeltmesi olarak açıklanmalı.
Harcama Yöntemi Alt Kalemleri
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYİH serisindeki %1,1 düzeyinde çeyreklik büyümenin arkasındaki hikâyeyi anlamak adına harcama yöntemine göre oluşturulmuş alt kalemlerini incelememiz gerekiyor.
Hanehalkı harcamaları çeyrekten çeyreğe %-1,3 (2026 Ç1: %-0,1, 2025 Ç4: %3,8) daralarak manşet çeyreklik rakamı yaklaşık 0,9 yüzde puan aşağı çekiyor. Reel tüketimdeki daralmayı besleyen dört ana unsur tespit ediyoruz. (i) Jeopolitik şokun rezerv eritici etkisini sınırlamak için sıkılaştırılan para politikası borçlanarak tüketme eğilimini iyice törpülerken Türk lirası cinsinden tasarruf etmeyi daha da cazip kıldı. (ii) Akaryakıt fiyatlarındaki artış negatif gelir etkisiyle diğer harcama alanlarını kısıtlıyor. (iii) Son iki yılda asgari ücret zammının gerçekleşen enflasyonun altında kalması emtia şokunun nefatif gelir etkisini artırıyor. (iv) Altın fiyatlarındaki düşüş kaynaklı negatif servet etkisi harcama güdüsünü sınırlıyor.

Sonuç olarak hanehalkı harcamalarında 2024 ikinci çeyreğinden bu yana en sert reel daralmayı görüyoruz. 2024 ikinci çeyreğinde yerel seçim sonrası devreye giren makro-ihtiyati kredi kısıtlamaları ve parasal sıkılaşma ekonomiyi frenlemişti.
Diğer yandan takvimsel düzeltmeye konu olmayan mekanik “köprü günü” etkisi de hanehalkı tüketimindeki daralmanın bir gerekçesi olabilir. 2026 ikinci çeyreğinde hafta sonu ile resmi/dini tatiller arasında sıkışan gün sayısının fazlalığı işçilerin daha çok izin aldığı, işletmelerin daha azının faaliyet gösterdiği koşullar oluşturuyor. Etkiyi “memleket ziyareti” için büyük şehirlerden taşra bölgelerine geçen (ve dolayısıyla günlük tüketimi azalan) aileler ve bu süreçte geçici olarak kapanan hizmet sektörü işletmeleri üzerinden açıklayabiliriz. Eğer kayda değer bir köprü günü etkisi söz konusu ise tüketim eğilimi son veride gözüktüğünden biraz daha güçlü olabilir.
Devletin nihai tüketimi de daralıyor. Çeyrekten çeyreğe %-2,0 (2026 Ç1: %1,3, 2025 Ç4: %-0,6) daralma manşet çeyreklik büyümeyi 0,2 puan aşağı çekiyor. Kamunun nihai mal ve hizmet alımları 2022 son çeyreğinden bu yana yatay seyrediyor. Toplam talep koşulları açısından maliye politikasının gevşek olmadığını teyit eden bir veri. Kamunun personel ve faiz giderlerinin bu kalemi etkilemediğini, doğrudan ve dolaylı olarak hanehalkı harcamalarına yansıdığının altını çizelim.

Yatırım harcamaları zayıf seyrediyor. Önceki iki çeyrekte daralan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seride %0,0 (2026 Ç1: %-2,0, 2025 Ç4: %-0,7) değişim yani yatay bir seyir görüyoruz. Uzun soluklu sıkı para politikası ve ihracat pazarlarımızdaki yavaşlama makine ve teçhizat yatırımlarını baskılarken deprem bölgesinde tamamlanan projelerin GSYİH hesabından çıkması inşaat yatırımları serisini olumsuz etkiliyor.
Dış ticaret tarafında olumlu gelişmeler var. Toplam mal ve hizmet ihracatı çeyrekten çeyreğe %6,2 (2026 Ç1: %-7,0, 2025 Ç4: %-4,5) artarak manşet çeyreklik büyümeyi 1,3 yüzde puan yukarı çekiyor. Mal ve hizmet ithalatı ise %-1,8 (2026 Ç1: %-3,4, 2025 Ç4: %3,4) daralma ile çeyreklik büyümeye 0,4 puan katkıda bulunuyor. Sonuç olarak, net ihracat çeyreklik büyümeyi 1,6 puan yukarı çekiyor.
Mal ve hizmet ihracatındaki iyileşme katma değer artışı ve rakip ihracatçıların ticaret yollarındaki tıkanmanın yanı sıra önceki çeyrekteki daralmanın düzeltmesi olarak da görülebilir. Dolayısıyla bu iyileşmeyi “ihracata dönük yeniden dengelenme” olarak değerlendirmek biraz fazla iddialı olabilir. Mal ticaretinde miktarsal endeksler hem ihracat hem de ithalatın daraldığını söylüyor.
Yukarıdaki paragraflarda değindiğimiz harcama alt kalemlerinin manşet büyümeye katkıları toplam 0,5 yüzde puan (2016 Ç1: %-1,3, 2025 Ç4: %0,7) ediyor. Aradaki 0,6 yüzde puan fark stok değişimleri ve istatistiki hata kaynaklı. Kalıntı stok kaleminin manşet veriye katkısı mutlak değer olarak azaldığı için kapsamlı bir yorum yapmayı gerekli görmüyoruz.
Üretim Yöntemi Alt Kalemleri
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYİH verisinin üretim yöntemi ile hesaplanan alt kalemleri sektörler arası sert ayrışmalara işaret ediyor. Olumlu hava koşullarının desteklediği tarımsal üretim çeyrekten çeyreğe %4,0 (2026 Ç1: %5,3, 2025 Ç4: %4,0), yapay zekâ alanındaki yenilikler, savunma yazılımı ve dijitalleşme eğilimlerinin desteklediği bilgi-iletişim hizmetleri %1,7 (2026 Ç1: %2,5, 2025 Ç4: %1,4) büyüyerek güçlü büyüme eğilimini sürdürüyor. Takvimsel düzeltilmiş verilere göre tarım %13,3 (2026 Ç1: %4,8, 2025 Ç4: %-6,2), bilgi-iletişim %8,6 (2026 Ç1: %9,0, 2025 Ç4: %8,8) yıllık büyüme ile pozitif ayrışıyor.
İki çeyrektir daralan sanayi %2,9 (2026 Ç1: %-0,2, 2025 Ç4: %-1,5) çeyreklik büyüme ile görece güçlü bir toparlanma kaydediyor. Savunma sanayi gelişmeleri ve savaş sebebiyle sekteye uğrayan Batı-Doğu ticareti sebebiyle Türkiye’ye kayan mal talebi sanayi sektörünü destekledi. Ancak takvimsel düzeltilmiş yıllık büyümenin %2,4 (2026 Ç1: %-0,3, 2025 Ç4: %1,4) ile daha mütevazi bir düzeyde olduğunu hatırlatalım.
Hizmetlerin ana gövdesini oluşturan ticaret-ulaştırma-konaklama-yiyecek hizmetleri grubunda çeyrekten çeyreğe %0,1 (2026 Ç1: %0,0, 2025 Ç4: %-0,1) ile yataya yakın bir büyüme görülüyor. Üç çeyrektir sektörde büyüme durmuş durumda ve yıllık büyüme %0,6 (2026 Ç1: %3,5, 2025 Ç4: %4,3) ile pandemi şokunu hariç tutarsak 2019 ikinci çeyreğinden bu yana en düşük seviyesinde. İç talepteki soğuma belirginleşiyor.
Finans-sigorta çeyreklik %0,3 (2026 Ç1: %1,8, 2025 Ç4: %-1,3), gayrimenkul %0,4 (2026 Ç1: %0,8, 2025 Ç4: %0,4) büyüme kaydediyor. İki sektörde de sıkı para politikası kaynaklı kayda değer bir yavaşlamay var
İnşaat sektöründe %-1,2 (2026 Ç1: %-1,6, 2025 Ç4: %-0,7) ile daralma devam ediyor. Deprem bölgesi ve kentsel dönüşüm projelerinin tamamlanması ile alakalı. Sektörde yıllık büyüme %2,1 (2026 Ç1: %3,8, 2025 Ç4: %3,6) gibi daha sürdürülebilir bir düzeye iniyor.
Öngörüler
Yılın ilk yarısında ekonomiyi yavaşlatan unsurların çoğu ikinci yarıda da geçerli. Yılın üçüncü çeyreğinde yıllık büyümenin %2,5-%3,0 aralığında olacağını, köprü günü etkilerinin düzeltmesiyle %3’e daha yakın bir düzeyde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) fiilen 300 baz puanlık faiz indirimi anlamına gelecek şekilde haftalık repo fonlamasına dönüş kararı son çeyrek büyümesine sınırlı katkıda bulunabilir. Her halükârda 2026 geneli için %2,8 düzeyindeki büyüme tahminimizi koruyoruz.
2027 yılı için %4,0 büyüme tahminimiz 1000 baz puanlık ilave faiz indirimi, işgücüne dahil hanehalkı gelirini açlık sınırına tamamlayan düzenlemeler ve savunma sektöründe süregelen güçlü büyüme performansı varsayıyor. Seçimler öncesinde ekonomi yönetiminin büyümeyi ölçülü bir şekilde canlandıracağını öngörüyoruz.
Serhat Gürleyen, Araştırma Direktörü
Dağlar Özkan, Ekonomist
















