Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1-haftalık repo (politika) faizini %37 düzeyinde sabit tuttu. Haftalık repo fonlamasına dönüş kaynaklı 300 baz puanlık fiili indirim sonrası ilk toplantıda anket katılımcılarının çoğunluğu ve İş Yatırım faizlerin sabit kalmasını bekliyordu. Dolayısıyla ortada sürpriz yok. Karar sonrası bankacılık hisselerindeki satışı indirim bekleyen oyuncular ile ilişkilendiriyoruz.
Aylık basit politika faizi %3,08’ye, haftalık bazda bileşiklersek %3,12’ye denk düşüyor. Söz konusu oranlarda %17,5 stopaj düşüp %1,9 civarındaki enflasyon ana eğilimi ile karşılaştırırsak aylık net reel faiz basit %0,62, bileşik %0,66 düzeyinde. Makul bir reel getiri var.

Faiz oranlarına yönelik basın duyurusunda önemli bir değişiklik görmüyoruz. Duyurunun para politikası ve makro-ihtiyati tedbirlere ilişkin bölümlerinde herhangi bir değişiklik yok. Enflasyon gelişmelerine değinen paragrafta, “arz yönlü şokların yurtiçi fiyatlar üzerindeki etkisinin zayıf talep koşulları nedeniyle sınırlı olduğu” cümlesi enerji fiyatlarında artışın “enflasyon görünümü üzerinde yarattığı yönlü riskler” ile dengelenmiş. “Yukarı yönlü risk” ifadesi yeni ancak bilmediğimiz bir şey söylenmiyor.
TCMB enflasyon ana eğiliminin gerilemesinden memnun. Ancak Hürmüz Körfezi, Yemen ve Ukrayna’da yaşanan savaşların enerji ve gıda fiyatları üzerindeki yukarı yönlü etkisinin ne kadar kalıcı olacağını ve enflasyon beklentilerini ne kadar bozacağını görmek için beklemeyi tercih ediyor. Dışsal unsurlar bir yana, bir aydan az bir zaman önce fonlama kanalı değişimi ile 300 baz puan faiz indirmiş olan TCMB’nin her halükarda beklemesini tercih ederdik.

PPK kararında Ekim ayında faiz indirileceğine yönelik bir sinyal yok. Buna rağmen enflasyon ana eğiliminin gerilemesi ve yurtiçi talebin zayıflaması nedeniyle 22 Ekim ve 10 Aralık toplantılarında 100’er baz puan indirim öngörümüzü koruyoruz. Baz senaryomuzda politika faizi yıl sonunda %35’e, 2027 sonunda %27’ye geriliyor. Karşılaştırmak adına 2026 yıl sonunda %29,5, 2027 sonunda %23,0 enflasyon öngörüyoruz.
Ancak jeopolitik gelişmeler ve emtia fiyatlarındaki yükseliş faiz indirim döngüsünü geciktirip indirimlerin boyutunu sınırlayabilir. Ham petrol fiyatlarının yeniden Mart-Nisan dönemindeki yüksek platoya oturması mümkün ve böyle bir durumda faiz indirimleri 2027 yılına sarkabilir. Orta Doğu’daki savaşın enerji altyapısında hasara yol açarak ABD ara seçimleri sonrasında da devam ettiği uç senaryoda 2027 yılı faiz ve enflasyon öngörülerimizi yukarı çekmemiz gerekir.
Serhat Gürleyen, Araştırma Direktörü
Dağlar Özkan, Ekonomist


















