6–12 Mayıs CFTC raporlama haftasında küresel piyasalarda fiyatlamalar, Orta Doğu merkezli jeopolitik gelişmeler ve özellikle ABD–İran hattındaki diplomatik temasların seyrine bağlı olarak dalgalı bir görünüm sergiledi. Trump yönetiminin askeri ve diplomatik adımları ile İran cephesinden gelen açıklamalar, küresel risk iştahı üzerinde belirleyici olmaya devam ederken; taraflar arasında zaman zaman verilen iyimser mesajlara rağmen anlaşma şartlarına ilişkin görüş ayrılıklarının sürmesi, belirsizliklerin yüksek kalmasına neden oldu. Hafta boyunca Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler enerji piyasalarının ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürdü. ABD’nin bölgedeki askeri ve lojistik hamleleri ile İran tarafının deniz trafiğine ilişkin açıklamaları, enerji arz güvenliğine yönelik endişelerin canlı kalmasına neden oldu. Washington yönetimi Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılmasını öncelikli hedef olarak öne çıkarırken, İran tarafı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında bölgedeki normalleşmeye açık mesajlar verdi. Buna karşın taraflardan gelen karşılıklı sert açıklamalar ve bölgede yaşanan sınırlı askeri çatışmalar, piyasalarda jeopolitik risk priminin yüksek seyretmesine yol açtı. Diplomatik cephede ise müzakere trafiğinin yoğunlaştığı görüldü. ABD adına Steve Witkoff ve Jared Kushner tarafından yürütülen görüşmelerde; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, yaptırımların kademeli kaldırılması ve İran’ın nükleer programına yönelik uzun vadeli sınırlamalar temel müzakere başlıkları arasında öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile anlaşmanın “her an” gerçekleşebileceğine yönelik açıklamaları kısa süreli iyimserlik yaratırken, İran tarafının ABD teklifindeki bazı maddeleri “kabul edilemez” olarak değerlendirmesi diplomatik sürecin kırılgan yapısını koruduğunu gösterdi. İran’ın resmi yanıtını Pakistan üzerinden ileteceğine yönelik açıklamalar ise arabuluculuk mekanizmasının aktif şekilde sürdüğüne işaret etti. Jeopolitik tarafta Çin’in artan rolü de dikkat çekti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile İranlı yetkililer arasında Pekin’de gerçekleştirilen görüşmeler, Çin’in süreçte dengeleyici aktör olarak öne çıkabileceği beklentilerini güçlendirdi. Özellikle Çin’in İran petrolüne olan bağımlılığı ve enerji arz güvenliğine verdiği stratejik önem, ABD–Çin ilişkilerinde Orta Doğu kaynaklı risklerin daha belirgin şekilde fiyatlanmasına neden oldu. Trump ile Şi Cinping arasında planlanan zirve öncesinde tarafların ticaret tarifeleri, teknoloji kısıtlamaları ve enerji güvenliği başlıklarında temaslarını sürdürmesi, küresel piyasalarda yakından takip edildi. Öte yandan ABD’nin İran petrol ticaretine yönelik yaptırımlarını genişletmesi ve bazı Çinli şirketleri yaptırım listesine eklemesi, Washington–Pekin hattındaki gerilimi artıran unsurlar arasında yer aldı. Çin yönetimi tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarını vurgularken, önceliklerinin bölgede yeniden geniş çaplı bir çatışma ortamının oluşmasını engellemek olduğunu ifade etti. Bu durum, enerji piyasalarında oynaklığın yüksek kalmasına neden olurken, Hürmüz Boğazı çevresindeki aksaklıklar petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı destekledi. Makroekonomik tarafta ise yükselen enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkileri öne çıktı. Petrol fiyatlarında görülen yükselişin küresel enflasyonist baskıları artırabileceği beklentisi, başta Fed olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimi sürecine ilişkin beklentilerin zayıflamasına neden oldu. ABD’de açıklanan verilerde tarım dışı istihdamın beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi iş gücü piyasasındaki dayanıklılığın sürdüğüne işaret ederken, ücret artışlarının daha sınırlı seyretmesi enflasyon baskılarının kısmen kontrol altında kalabileceği beklentisini destekledi. Buna karşın Fed vadeli işlemlerinde yıl geneline ilişkin faiz indirimi beklentilerinin zayıf kaldığı görüldü. ABD Merkez Bankası tarafında ise Trump’ın Fed Başkanlığı için aday gösterdiği Kevin Warsh’ın Senato’daki kritik usul oylamasını geçmesi dikkat çekti. Söz konusu gelişme, Fed’in gelecekteki politika yönüne ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesine neden olurken; Trump yönetiminin daha büyüme odaklı ve faiz indirimlerine yakın bir Fed yapısı oluşturma isteği piyasalarda yakından izlendi. Dolar Endeksi haftaya 98,30 seviyesinden başladı. Hafta içerisinde haber akışları ile birlikte dalgalı seyir izleyen endeks, 98,46 seviyesi zirve olurken, %0,13 negatiflik ile 98,31’de haftayı tamamlamış oldu.
EUR/USD paritesi haftaya 1,1694 seviyesinden başladı. Jeopolitik risklerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen parite, raporlama haftası içinde dolarda geri çekilmesi ile 1,1797 seviyesi en yüksek seviyesi oldu. Haftanın devamında belirsizliği devam etmesi ile geri çekilmeler görülse de %0,39 pozitiflik ile 1,1739’da tamamlamış oldu. Net EUR kontratlarında, hafif alımların olduğu görüldü. Piyasa genelinde yön eğilimi %55 ile uzun tarafta pozisyonların yoğunlaştığı görüldü.
Üye ve Müşterilere Özel İçerik
Yazının devamını okumak için hemen giriş yapın!


















