ABD & Avrupa Hisse Senedi Piyasaları
Küresel hisse senedi piyasalarında pozitif eğilimin sürdüğü bir gün geride kalırken, ABD endekslerinde karışık ancak genel olarak yukarı yönlü bir görünüm izlendi. S&P 500 endeksi %0,29 yükselerek son dönemdeki yükseliş trendini korurken, Nasdaq %0,89 primle özellikle teknoloji hisseleri öncülüğünde güçlü bir performans sergiledi. Dow Jones endeksi ise %0,31 gerileyerek daha sınırlı negatif ayrıştı.
Piyasalardaki bu görünümde, ABD ile İran arasında devam eden diplomatik sürece yönelik iyimserlik belirleyici olmaya devam etti. İran’ın ABD’ye yeni bir teklif sunduğuna yönelik haber akışı ve tarafların doğrudan çatışmadan kaçınabileceğine dair beklentiler, jeopolitik risk priminin azalmasını sağladı. Ateşkesin kalıcı bir anlaşmaya dönüşebileceği beklentisi, özellikle riskli varlıklara olan talebi destekledi.
Bununla birlikte makro veri tarafında ABD’de ISM imalat PMI verisinin 52,7 seviyesinde gerçekleşerek sektörün genişleme bölgesinde kalmaya devam etmesi, ekonomik aktivitenin dirençli olduğuna işaret etti. Her ne kadar veri beklentilerin hafif altında kalsa da yeni siparişlerde artış görülmesi ve genel aktivitenin 50 eşik seviyesinin üzerinde kalması, büyüme görünümünü destekleyen bir unsur olarak öne çıktı. S&P Global PMI verisinin yukarı yönlü revize edilmesi de bu tabloyu teyit ederken, hisse senedi piyasalarındaki yukarı yönlü eğilimi destekledi.
Şirket bilançoları tarafında ise güçlü görünüm korunuyor. S&P 500 şirketlerinin büyük kısmının beklentilerin üzerinde kâr açıklaması ve özellikle Apple gibi mega-cap şirketlerin güçlü öngörüleri, endekslerde yeni zirvelerin test edilmesini sağladı.
Avrupa tarafında ise genel olarak pozitif bir görünüm izlendi. DAX %1,41 yükselerek öne çıkarken, CAC 40 %0,53 ve IBEX %0,78 artış kaydetti. FTSE 100 endeksi ise sınırlı negatif ayrıştı. Avrupa piyasalarının küresel risk iştahındaki toparlanmadan destek bulduğu görülüyor
Emtia & FX Vadeli Kontratları (Futures)
Döviz piyasalarında doların sınırlı değer kazandığı bir gün geride kaldı. Dolar endeksi %0,14 yükselirken, EUR/USD paritesi %0,12 gerileyerek 1,1746 seviyesine çekildi. Sterlin ve Japon yeni de dolar karşısında değer kaybetti. Ancak hareketlerin sınırlı kalması, piyasada net bir yön oluşmadığını ve yatırımcıların yeni veri akışını beklediğini gösteriyor.
Emtia tarafında ise belirgin bir ayrışma dikkat çekti. Petrol fiyatları yaklaşık %2,6 gerileyerek 102 dolar seviyesine çekildi. Bu düşüşte, ABD-İran hattında diplomatik çözüm ihtimalinin güçlenmesi ve arz risklerinin azalabileceği beklentisi etkili oldu. Daha önce savaş kaynaklı yükselen petrol fiyatlarının, diplomasi sinyalleriyle birlikte geri çekildiği görülüyor.
Altın fiyatları ise yataya yakın hafif negatif bir seyir izleyerek 4623 dolar seviyesinde kapanırken, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmaması düşüşü sınırladı. Gümüş tarafında ise %2,5’in üzerinde yükselişle pozitif ayrışma dikkat çekti.
Sanayi metalleri tarafında karışık bir görünüm izlendi. LME verilerine göre alüminyum gibi bazı metallerde yükseliş görülürken, nikel ve çinko tarafında geri çekilmeler dikkat çekti. Bakır fiyatları sınırlı düşüş kaydederek küresel büyüme beklentilerinin dengelendiğine işaret etti.
Tarım emtialarında ise daha heterojen bir fiyatlama izlendi. Soya, şeker ve kahve gibi ürünlerde yükselişler görülürken, buğday ve bazı ürünlerde sınırlı geri çekilmeler dikkat çekti.
Eurotahvil Piyasaları
Tahvil piyasalarında genel olarak alıcılı bir seyir izlendi ve getirilerde düşüşler öne çıktı. ABD tahvil faizlerinde özellikle kısa vadeli tarafta belirgin geri çekilmeler izlenirken, 10 yıllık tahvil faizi ise %4,37 seviyesinde yataya yakın seyretti. Bu hareket, güçlü ekonomik veriler ile jeopolitik risklerdeki azalma beklentisinin birlikte fiyatlandığı bir ortamda, yatırımcıların temkinli şekilde tahvillere yöneldiğini gösteriyor. Petrol fiyatlarındaki geri çekilmenin enflasyon beklentilerini sınırlaması da tahvil piyasasını destekleyen bir unsur oldu.
Fed tarafında ise açıklamalar piyasalarda belirsizliğin sürdüğüne işaret etti. Minneapolis Fed Başkanı Kashkari, Cleveland Fed Başkanı Hammack ve Dallas Fed Başkanı Logan, son FOMC metninde yer alan “gevşeme eğilimi” ifadesine karşı çıkarak para politikasının yönlendirilme biçimine itiraz etti. Kashkari, mevcut belirsizlik ortamında bir sonraki faiz adımının yalnızca indirim olarak fiyatlanmasının doğru olmadığını, gerektiğinde faiz artışının da mümkün olduğunun açık şekilde ifade edilmesi gerektiğini vurguladı. Hammack ise özellikle petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirterek gevşeme sinyalinin erken olduğunu ifade etti. Logan da enflasyonun hedefe dönmesinin zaman alabileceğini belirterek daha temkinli bir politika duruşuna işaret etti. Bu açıklamalar, Fed içerisinde görüş ayrılıklarının arttığını ve para politikasına ilişkin yönlendirmede belirsizliğin devam ettiğini gösterdi. Gelişmekte olan ülke risk primlerinde iyileşme eğilimi dikkat çekti.
Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi 5 baz puan gerileyerek 244 seviyesine inerken, Brezilya ve Güney Afrika CDS’lerinde de düşüşler izlendi. Bu görünüm, küresel risk iştahındaki toparlanmanın gelişmekte olan ülkelere de yansıdığını ve yatırımcıların riskli varlıklara yöneliminin arttığını gösteriyor. ABD tahvil piyasasında getiri eğrisi genelinde aşağı yönlü hareket dikkat çekti. 2 yıllık tahvil faizi %3,88 seviyesinde 10 ve 30 yıllıklar tahvillerde de düşüşler izlendi. Getiri eğrisindeki bu hareket, piyasaların kısa vadede faiz indirimi ihtimalini tamamen dışlamadığını ancak Fed’in temkinli duruşunu koruyacağını fiyatlamaya devam ettiğini gösteriyor.

















