Savaşın bittiği haberleri coşkuyla karşılanırken teknoloji dünyasının kendi içerisinde oldukça karışık bir gündem var. Anthropic modelinin sadece ABD’li kullanıcılar için kullanılabilir olması talebinden çip sektörüne, çip sektöründen fotonik dünyasına ve güç tüketimine ve uzay temasına kadar yoğun bir gündem var. Bu gündemleri anlamak, savaş sonrası dönemde görmekte olduğumuz coşku içerisinde doğru yerlere yönlenmemizi sağlayacaktır.
Katman katman gidelim ve Anthropic’ten başlayalım. Öncelikle Myhtos mudali Fable modeli, yalnızca bir dil modeli değil, aynı zamanda birçok zincirleme reaksiyonu gerçekleştirebilen, saf dil modelinin üzerine katman çıkılmış bir ürün. Bu nedenle aslında Anthropic ve Open AI şirketlerinin nerelerden commodity olmaktan ayrıştığını görmemiz açısından önemli bir gelişme. Cowork uygulamalasına baktığımızda orada da daha farklı özellikleri, izin protokolleri gelişmiş bir Saas tipi ürün ile karşılaşıyorduk, Fable da bunun bir benzeri. Yazılan raporlardan gördüğümüz kadarıyla Fable’ın Myhtos’a göre güvenlik konusunda daha hassas olması bazı sorunları da beraberinde getirmişti ve Open AI Codex tarafında daha rahat hareket edilebildiği için bir kayma yaşanıyordu derken modelin ABD hükümeti engeline takıldığını gördük. Bunun bir sonraki aşamasının Çinli açık modellere doğru yönelecek bir kısıtlama olacağını tahmin ediyorum. Açık kaynak modellere olan talebi elbette arttıracak gelişmeler bunlar bu nedenle Nebius tarafında pozitif hareket göreceğiz kısa vadeli olarak ancak Çinli açık kaynak modellere bir erişim kısıtı geldiğinde piyasa Google ve Nvidia’ya kalacaktır. Bunun neticesinde de aslında Nvidia tool’larının kullanımı çok öne çıkacak ve neocloudlar arası bir yakınlaşma görmemiz mümkün hale gelecektir diye düşünüyorum. Fakat Çinli modelere gelecek olan bu kısıt, eğer beklediğim gibi gelirse iki ülke arasındaki sürtüşmenin başka bir seviyeye çıktığını da gösterecek. Bugün baktığımızda yazılım ve hizmet tarafında müesses nizam hala sürüyor. Qwen ve Deepseek modelleri Silikon Vadisi’ne hakim, Apple Çin’de rahat rahat satış yapabiliyor, yani teknolojinin ekosistemlerinde bir kırılma görmüş değiliz. Çin’in buradaki ana stratejisinin ABD’nin hardware stoğunun üzerine yüzen açık kaynak modelleri ile arge harcamalarını ABD’li şirketlere bırakan bir yapı olduğundan bahsetmiştim, buna gelecek bir darbenin Çin’e faturası kayda değer olacaktır ve misilleme yapması muhtemel. İlk bakışta Fotonik değer zincirindeki kritik ana üretim materyelleri üzerinden bir ihracat kotası muhtemel görünüyor, arkasından Apple gibi şirketleri konuşmamız muhtemel. Ancak çıkarmamız gereken ana sonuç şu; her ülkenin en yüksek perforrmansta olmasa da belli ölçülerde çip kapasitesine bağımsız bir yapı ile sahip olması gerekli. Onun üzerinden model ve ekosistem inşa etmek ise görece daha erişilebilir bir süreç. Artık AI ekosistemi, Cloud hizmetleri, çip ve altyapı alanı stratejik olduğunu göstermeye başladı. Çip ekipman şirketleri için önemli bir kırılım olduğu kanaatindeyim. Lam Research, ASML, KLA gibi şirketler aslında önümüzdeki dönemde ABD’nin ana silahları olacaktır. Ferrari’niz olmadan da A noktasından B noktasına gidebilirsiniz, birçok ülkenin bunu deneyeceği bir döneme girdiğimizi düşünüyorum ve ekipman sektöründeki pozitif hareketin devamını bekliyorum.
Gelelim fotonik tarafına. Geçen haftanın en kritik haberi CPO’ların ileri tarihe ertelenmesi hakkında yazılıp çizilenler oldu. CPO, daha önceki yazılarda konuştuğumuz üzere çipin içerisine eklenen optik modül sayesinde lazer eşliğinde gelen verinin tekrar elektriğe çevrildiği modüllerdi. CPO,NPO ve Pluggable Optics kavramlarını çok kısa ayrıştıralım. Bu optik modüller eğer çipin içerisine yerleştiriliyor ise adı CPO, biraz daha uzağa konuyorsa NPO, daha da uzağa konarak çip ve optik modül arasından bir bakır hat geçiyor ise Pluggable optik adı veriliyor. Yapı olarak incelediğimiz CPO ve NPO modülleri neredeyse aynı yapılar, CPO’da çip ile uzaklık yaklaşık 10mm NPO da ise 150mm civarında. Aradaki farkı oluşturan ise CPO çipe daha yakın olduğu için termal süreçler, aktarım sırasındaki veri kaybı daha düşük ve daha zahmetsiz, daha pürüzsüz ancak CPO’larda çip paketinin toptan değişmesi gerekiyor. Pluggable modüllerde ise adından anlayacağımız üzere dışarıdan harici olarak takılabilen modüllerden bahsediyoruz ve burada aslında süreçlerdeki pürüzler biraz daha artıyor. CPO’ların gecikmesi elbette önemli bir sorun ancak endüstri şu anda NPO ve Pluggable yolu ile de belli bir performansı masaya getirebilir gibi görünüyor. Bu değişimden pek etkilenmeyecek oyuncular ise AXT, TSEM gibi oyuncular olacaktır. Indium Fosfat temeli değişmiyor ve aynı materyeller kullanılmaya devam ediyor. Fotonik tarafındaki diğer gelişmeler de bu materyel üreticilerini destekliyor ve sektörün sorunlarını göz önüne seriyor. Çin’in Inp üretiminde kullanılan temel materyeller için ihracat rakamlarında bir düşüş göreceğimiz piyasada konuşuluyor ve bu nedenle hali hazırda arz tarafı sorunlu olan bu ürünler daha da sıkışık hale gelecektir. Buraya kadar aslında biraz daha artık tartışılan bir kısım. Benim dikkatimi çeken ise farklı bir gündem var. Nvidia’nın geçtiğimiz günlerde scale up süreçleri için VCSEL lazerlerini kullanabileceğine dair bir sunum yaptı. Basitleştirelim, Nvidia aslında diyor ki kasa içerisinde kısa mesafelerde (scale up) optik kullanımında sorun yaşıyoruz ancak esas en büyük ihtiyaç ve en büyük veri aktarımları çipten çipe oluyor, kasadan kasaya uzak mesafeli veri aktarımı (scale out) tarafına daha kolay entegre etsek de yakınlarda zorlanıyoruz ve Inp materyeli tedariği zor olduğu için daha basit ve Inp kullanmaya bir ışın modeline geçmeyi düşünüyoruz. Bunu eğer başarırlarsa, optik sektörünün hedef pazarının katlanarak gideceğini varsayabiliriz ve zaten bu durum fiyatlanıyor olsa da süre olarak çok daha erkene çekilmesi muhtemel. Sebebi ise Inp materyelinin bahsettiğim üzere jeopolitik olarak sorunlu olması ve arz arttırmada sorunlarla karşılaşılması. Bunun yerine Gaas denen bir materyel kullanılacak gibi duruyor ve burada arz tarafı daha sorunsuz daha olgun görünüyor. Optik sektörü için ise ikilem aslında şurada; bu VCSEL ışınları bugün kullanılan ışınlardan daha düşük kar marjı sağlıyor olabilir çünkü daha basit bir teknoloji ve kompleksite azalıyor, fakat scale up hedef pazarının erken açılması ve hacmin hızlıca büyümesi ihtimalii LITE, COHR gibi şirketleri hacim sayesinde destekleyecektir diye düşünmek daha doğru. Değişmeyen konu ise ekipman ihtiyacı, lazer kullanımı devam ettikçe epitaxy denen süreçler, MOCVD gibi ekipmanlara olan talep devam edecek, bu nedenle Veeco, Aixtron gibi oyuncular için büyüme tam gaz sürecektir diye düşünüyorum. Optik tarafı için nette pozitifim, tahmin edileceği üzere çok hareketli bir gündem var. Kısa vade için AXT, TSEM’nin Çin haberlerinden faydalanmasını, orta uzun vade için ise Veeco’nun bu gündemlerden maksimum faydalanacağını düşünüyorum. Sektör topyekün tüm bu gelişmelerden zaten faydalanacak, konuşmadığımız bir de uzay temasının yakında açıldığını ve COHR, LITE için yeni bir gündem olarak tartışıldığını göreceğiz ama onu şimdi konuşursak yazı çok uzayacak, HBM yerine NAND ve dağınık hafıza sistemleri optik ile bağlanırsa çok daha başka bir hikaye konuşuyor olacağız. Optik pozitif demek sanırım yeterli.
Son olarak 800V gündeminden bahsedelim. 800V gündemi aslında lise fizik bilgisi üzerinden yükseliyor. P:I*V ve P(loss):I^2*R formüllerini hepimiz hatırlarız. Voltaj yükseldikçe birinci formüle göre akım düşüyor gücü sabit olarak varsayarsak, ikinci formülde ise kaybolan güç, sabit dirençte akıma bağlı, akım düşerse kayıp da azalıyor. Bu sayede daha yüksek Voltaj ile elektriği serverlara getirebilirsek, daha az bakır kullanırız, daha ince bakır kullanırız ve ana elektrik hatlarından çektiğimiz devrelerden daha az süreç yöneterek daha az ekipman ile elektrik getirebiliriz. Buradaki mimariler daha yüksek katma değerli oluyor ve aradaki ekipman, bakır talebi biraz azaltılabilse de kasa içerisindeki ve veri merkezi içerisindeki termal yönetim ve doğrudan akım değişimleri daha mühim hale geliyor. Başlarda 800V’nin en büyük faydalananları olarak Vertiv, GEV, Siemens Energy ve Schneider Electric konuştuk ancak artık diğer bölgelere de sirayet ettiğini ve çip düzeyini tartıştığımızı görüyoruz. 800V olarak gelen elektrik, çip içerisinde 50V seviyelerine kadar inmek durumunda, bu Nvidia GPU’larının çalıştığı aralık. HBM gibi materyeller ise daha da farklı Voltaj aralıkları ile çalışıyor. Bu da termal ve güç yönetimi çok fazla katma değer istiyor. Lattice Semi, Vicor, Infineon, Texas Instruments gibi şirketler de burada faydalanan oyuncular oluyorlar. 800V geçişinin ertelenmesi hakkında ciddi bir tartışma yaşanıyor, Nvidia gecikmeyi yalanlıyor ancak şu bir gerçek ki orta vadede bu voltaj ve termal yönetim çok kıymetli olmaya devam edecek.
Savaşın bitmesi önemli bir kırılma oldu ve yaşamakta olduğumuz yükselişteki bazı önemli detayları, coşkuya kapılırken bilinçli kapılmak adına yazmaya çalıştım. SpaceX halka arzı sonrası uzay tarafında da toparlanmanın devamını tahmin ediyorum
Utku Oktay Acundeğer















